23 Şubat 2016 Salı

Boğaz'daki Aşiret'ten Sicil Defteri'ne

1.Türk Yurdu dergisi ve Gönüllerde Birlik Vakfı

İstanbul’dan memleketim Ankara’ya taşındım. Ankara ve İstanbul ilişkileri birbirinden çok farklı. Artık daha fazla kitaplarla birlikte olabiliyorum. Aslında sadece kitaplarla değil insanlarla daha fazla diyalog kurma imkanına kavuştum. 
Ankara’da Türk Yurdu dergisi ve Gönüllerde Birlik Vakfı temel uğrak yerlerim. Türk Yurdu dergisine daha fazla vakit ayırmak, yaşadığımız sürecin gereklerinden. 
Gönüllerde Birlik Vakfı, rahmetli ağabeyim Muhsin Yazıcıoğlu’nun perspektifleri üzerine kurulmuş bir sivil toplum örgütü. Son dönemde Gönüllerde Birlik Vakfı’nın toplantılarında Yunus ZeyrekOrhan ArslanNurten Ceceli AlkanDolunay Şenol ve Bünyamin Keskin’in sunumlarından istifade ettim.

16 Şubat 2016 Salı

HDP'nin Pomak açılımı

1.Pomaklar’a ikili tezgah
HDP bileşenlerinden en şaşırtıcı hareketlerden biri Demokratik Pomak Hareketi
PomaklarBulgaristan ve Yunanistan sınırları içinde yaşayan Müslüman bir halk.
Pomaklar üzerinde bütün güç odaklarının hesabı var.
PKK da HDK-HDP ile bu zincire dahil oluyor.
Bulgaristan seçimlerinde bir önceki dönem Pomaklar’ın HÖH’e desteği azalma görülmüştü.
Bir sivil toplum örgütü olan Avrupa Pomak Enstitüsü Başkanı Efrem MollovPomaklar’ın siyasi parti kuracağını açıkladı bile.
Burada iki etki kendini gösteriyor. Birinci etki Demokratik Pomak Hareketi’nin felsefesini oluşturan Pomaklar’ın ayrı bir millet olduğu tezi. Bu tez temelde, Pomaklar’ın ‘Türk kökenli’ olduğu tezine karşı çıkıyor.
İkincisi ise Rabıta teşkilatı vasıtasıyla Rodoplar’a sızan Vehhabiler’in işlediği Pomaklar’ın ‘Arap kökenli’ olduğu tezi. IŞİD’e katılanlar arasında Pomaklar da var.
PKK’lı Demokratik Pomak Hareketi ile Rabıta’nın ortak hedefi, Pomaklar’ın ‘Türk kökenli’ olmadığını ispat etmek.
Bu tezin amacı Pomaklar’ı, Türkiye’den, TİKA ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilgisinden çıkarmak, ‘Çağdaş Osmanlı Ekseni’nden koparmak.

9 Şubat 2016 Salı

Amerrus'un ortak devleti Rojava

1.Amerrus ya da ABD ve Rusya’nın Türkiye’ye karşıtı ittifakı  
Amerrus’ Olcay Yazıcı’nın unutulmaz şiiri… 1970’lerin ortalarında yazılan şiir bugün de tazeliğini koruyor.
Kus bakalım bir zaman daha
Çirkef salyanı ak düşlerine insanlığın. Kus!
Nasıl olsa son can çekişmendir bu.
Son can çekişmen Amerrus!
Olcay Yazıcı’nın ‘Amerrus’ öngörüsü, Kuzey Suriye-Rojava özelinde aynen tecelli ediyor.
NATO müttefikimiz ABD Rojava’nın bir yanında, en büyük dış ticaret partnerimiz Rusya ise başta Afrin olmak üzere öbür yanında ‘Türkiye karşıtı’ PKK oluşumu Rojava’nın inşasıyla meşgul.
Rojava’da örgütlenen PYDAbdullah Öcalan’ın zırvalarını benimseyen bir örgüt. 
PYDKobani’nin IŞİD tarafından işgaliyle başlayan süreçte ABD’den yardım almaya başlar.
Bu süreçten sonra PYD kanton olarak adlandırdığı ilçeleri birleştirme hedefine yönelir. Bunun için Türkmen ve Arap kökenlileri bölgeden tehcir etmeye başlar. Mesela Tel Hamis köyünde Arap ve Türkmenlere ait 225 binanın yüzde 93’ü PYD tarafından yıkılır ve yaşayanlar göçe zorlanır.
PYD’nin merkezi Kamışlı’da. Örgüt, Salih Müslim ve Asya Abdullah’ın eş başkanlıklarıyla yönetiliyor. Asya Abdullah’ı NATO askerleriyle yemek yerken davetlerde görüyoruz.

3 Şubat 2016 Çarşamba

Yılmaz Güney'den Rüzgar Çetin'e şöhretlerin adam öldürme özgürlüğü!

1.Bir küresel tasarım ürünü olarak Yılmaz Güney
İlk örneklerinden biri katil Yılmaz Güney’dir. Adana’da Yumurtalık hakimi Sefa Mutlu’yu ‘şan olsun’ diye öldürür. Bu duygu Yılmaz Güney’in feodal köklerinden kaynaklansa bile Star Sistemi’nin mekanizmaları eliyle geliştirilir.
Böyle bir cür’etin gözü kara olmakla alakası yoktur.
Yılmaz GüneyKüresel Sistem’in emrinde Atıf Yılmaz menajerliğinde nasıl bir ‘idol’ olarak tasarlandığının farkındadır. ‘Şan olsun’ diye adam öldürme lüksü, sadece Yılmaz Güney özeliyle alakasızdır.
Ülkedeki kuşatılmışlık o kadar derinlerdedir ki, üstseçkinlerin tetikçileri zevk için insan öldürebilmektedir. İşgal Medyası eliyle aynı katil Yılmaz Güney bu sefer mağdur edebiyatı ile kurtarılmaya çalışılır.
Yılmaz Güney’in hapishane hayatı ayrı tiyatro, hapisten yurtdışına kaçışı ayrı bir sinema kurgusudur.
Katil Yılmaz Güney’den bu tezgahla bir kahraman ‘idol’ üretilmiştir.
Ağlayan çocuk fenomeninin yanına mağdur bir ‘Çirkin Kral’ üretilmiş bütün varoşlara, atölyelere, kahvehanelere Atatürk’ün karşısına resmi asılmıştır.
Katil ama mağdur tasarımı gerçekleşmiştir!
Bir başka trajedi katil Yılmaz Güney’i putlaştırma tezgahının ulus devlet’in kurucu partisi CHP’ye havale edilmesidir. O gün bugündür bir kısım sahte CHP’linin görevi ‘din ve laiklik’ denklemiyle Bölücü Kürtçülük’ü makulleştirmektir.

26 Ocak 2016 Salı

Mustafa Koç'un tasfiyesi ile Aselsan cinayetleri benzerliği ilginç

1.Bir katliam bilimi olarak Tıp
Mustafa Koç ağır sağlık sorunları yaşıyordu… Kilolu bir insandı.
Ağır sağlık sorunlarına rağmen Mustafa Koç’a tıbben yapıl-ma-ması gereken ne varsa ‘doktorlar eliyle’ yaptırılmış olması ilginç bir tasfiye şekli. 
Mustafa Koç’un vefatı üzerine Ankara’da değişik üniversitelerden belirli alanlarda uzman 14 tıp profesörü bir araya geldi. 4 saatlik toplantı ardından bilim adamlarından öğrendiğimiz şey, mide küçültme yöntemiyle 40 kilo verme çılgınlığından başlayarak, ağır hastalık şartlarında koşu bandına spor yaptırılmasına, koşu bandında (EKG) kalp grafisini gösteren sistemlerin bulunmamasına, kalp krizi geçiren ağır hastanın Beykoz Devlet Hastanesi’nden Amerikan Hastanesi’ne helikopterle nakline kadar Mustafa Koç’a uygulanan hemen her şeyin tıp bilimiyle çeliştiği yönünde oldu.
Koç Ailesi’nin sahibi olduğu Amerikan Hastanesi’ni tepeden tırnağa gözden geçirmesi gerekiyor. Bu kadar ‘cehalet’ ancak bilimle olur.
Mustafa Koç’un Amerika ile imtihanı sadece son dönem ameliyatı ile sınırlı değil. 2002 yılı Mayıs ayında ABD’de yine bir ameliyat geçirmiştir. Bu ameliyatın da ayrıca incelenmesi gerekiyor.
Küresel Sistem benzer bir oyunu Ankara’nın içinde Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı ambulansın içinde hastane hastane dolaştırarak da oynamıştı.

20 Ocak 2016 Çarşamba

PKK, Kürt Hareketi değil, Şirk Hareketi'dir!

1.Öteki’nin inşası olarak Kürtçülük
Kürt müziğini, Kürtler’den önce  Ermeni Aram HaçaturyanGarapete Haço ve Kaviz Aksa derleyip yorumlar.
Kürtçe’nin gramerini Fransız dilbilimci Roger Lescot hazırlar.
Kürtçe için ilk Latin alfabeyi hazırlayan İsahak Marogulov, aslen Asuri’dir.  Marogulov’un babası 19. yüzyılda İran’dan Ermenistan’a göç edip, Erivan’ın Dıvin köyüne yerleşir. MarogulovErmenistan’da doğar.
Roger Lescot’in tasarımına göre Kürtçe yazı dilini kurma çabasına girişen Celadet Bedirhan’ın Havar dergisinin kadrosunda Asuri kökenli Yusuf Malik aktif rol alır.
Ağrı İsyanı’nı örgütleyen Hoybun Cemiyeti’ni bir kanadı Ermeniler’den oluşur ve Hoybun Cemiyeti’nin başkanı Ermeni Vahan Papazyan’dır.
Kürt Dili Edebiyatı Antolojisi’ni Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Kültür Bakanı Talat Sait Halman yazar. Yine Kürtçe’nin ilk müzikalini Haldun Dormen sahneye koyar.

12 Ocak 2016 Salı

Ne diyordu Sezer Tansuğ?

1.Sezer Tansuğ’un görüşlerine giriş
Geçen hafta, ‘Cami’ye kilise’den bakanlarla savaşan adam: Sezer Tansuğ’ yazısını neşrettik. Yazı, Tansuğ’u sorunlar çerçevesinde anlatmaya çalıştı. Umulanının üstünde ilgi gören yazımızda Tansuğ’un özgün görüşlerini verememiştik.
İşbu ‘Ne diyordu Sezer Tansuğ?’ yazısında daha çok onun görüşleri üzerinde duracağız.
2.Yasak edilen figür başka bir figürün iradesine tabi olan figürdür
Bazen Sezer Tansuğ’un tek bir cümlesi bile Batıcı sanat tarihçilerinin ve akademisyenlerin ‘kirli bilgi’lerinin tamamını tarihin çöp sepetine atmaya yeterli olmuştur.
Tansuğ’un İslam’daki resim yasağı’nı anlatırken söylediği şu cümle bu ‘kirli bilgi’lerin tasfiyesi anlamında değerlidir: “Yasak edilen figür kendi iradesinden koparak başka bir figürün iradesine tabi olan figürdür.”
Resim yasağının tabiyatın suretini değil, özünü yakalama çabası olduğu ve İslam Dünyası’nda resmin bu yüzden non-figüratif bir anlayış olan minyatüre ve giderek geometrik şekillere yöneldiği bilinen bir görüştür.

5 Ocak 2016 Salı

Cami'ye Kilise'den bakanlarla savaşan adam: Sezer Tansuğ

1.Hırçın Sezer’in onurlu mücadelesi

Hilmi YavuzSezer Tansuğ’u ilk defa 1955 yılının kış aylarında Beyoğlu’da ‘Tosunun Yeri’ adlı meyhanede saz çalarken görür. Elvis Presley rüzgarlarının estiği bir dönemde bir adam bağlamada inat etmektedir. Dinleyenler onun sanat tarihçisi olduğunu söyleyince, ‘Sezer Tansuğ kimliği’ daha bir gizemli hale gelir.
Tabii Sezer Tansuğ’u şimdiki Türkü Bar’larda türkü söyleyenlerle karıştırmamak lazım. Tansuğ’un meyhanede türkü söylemesi ‘sahne alma’ değildir. O bu yöntemle kendilikbilgisi’ne giden yolda bir çeşit bir inşa içindedir.
Türklük’ün ve türkü’nün hakir görüldüğü bir tarih diliminde meyhanede Aşık Veysel’i dillendirmek, şüphesiz ki bir varoluş denemesidir. Onun sözleriyle Aşık Veysel konuşur: ‘Güzelliğin on para etmez/ Bu bendeki aşk olmasa.’
Beyoğlu’nu kazıya kazıya Türk-İslam kültürünün diyalektiği üzerine kafa yormak kolay bir şey değildir.

29 Aralık 2015 Salı

Cizre'nin sırları ya da Rus ajanı Abdürrezzak Bedirhan

1.Cizre Ayaklanması’nın gerekçeleri ve Abdürrezzak Bedirhan’ın misyonu

Bugünkü Cizre Ayaklanması’nın gerekçelerini anlayabilmek için Bedirhaniler’i tanımak gerekir. 
Siyasi Kürtçüler’in inanışına göre Bedirhan BeyKürt Tarihi’nde devlet aşamasına ulaşmış ilk beyliğin kurucusudur. 
Bedirhanlar’ın temel amacı mirasları olduğuna inandıkları Cizre Beyliği’ni tekrar elde etmektir. Aile fertleri bu hedefe ulaşmak için, Kürt halkını sürekli olarak kışkırtmıştır. 
Bedirhanlar’ın bir kısmı siyasetle ilgilenir, bazıları basın faaliyetleriyle uğraşır, bir kısmı da doğrudan ayaklanma ile meşgul olur.
 
Bedirhan Bey’in torunu ve Necip Paşa’nın oğlu Abdürrezzak Bedirhan 

22 Aralık 2015 Salı

Dünyada en fazla Türkolog Rusya'da var!

1.Dünyada en fazla Türkolog Rusya’da var
Türk Tarihi ile Rus Tarihi iç içe geçmiş bir insanlık macerasıdır. Bu iki tarihin bugünkü sorunlarının geçmişe uzanan boyutları var.
Dünyada en fazla Türkolog, Rusya’da var. ABDAlmanya, Çin, İngiltere, Fransaİsrail, Polonya ve Macaristan da Türkoloji’ye önem veren ülkeler.
Daha önce yazdığımız Türkiyeli Rus Tatyana Moran, Yurdanur Salman ile ‘Sovyet Türkologların Türk Edebiyatı İncelemeleri’ adlı kaynak eseri dilimize çevirmiş.
Gündemdeki iki Türkolog Putin’in sözcüsü Dmitri Peskov ile Rus politikacı Jirnovski… İkisi de şakır şakır Türkçe konuşur. Putin’in de gençlik yıllarında İzmir Aliağa Rafinerisi’nde istihbarat elemanı olarak çalıştığını biliyoruz.
Türk işçileri Aliağa Rafinerisi’nde Putin’e ‘Potin’ derlermiş.
Putin de tıpkı Deli Petro’nun tersanelerde işçi olarak çalışması gibi rafinerilerde işçi görünerek çalışmış.
2.Putin’in sözcüsü Türkolog Dmitri Peskov
Putin’in sözcüsü Dmitri PeskovMoskova’da Türkoloji Bölümüne girer ve zamanla Türkiye’ye ilgisi artarak devam eder. 1990’lı yıllarda Ankara’da Rusya Büyükelçiliği’nde 7 yıl görev yapar. Türkiye’yi karış karış gezer. Hayatının en mutlu yıllarını Türkiye’de geçirdiğini söyler.

16 Aralık 2015 Çarşamba

Ruslar'ın Bitlis Valisi 'Kızıl Profesör' Kamil Bedirhan

1.Cizre niçin isyan merkezi olarak seçildi?
Bugün PKK tarafından isyancı bir merkez olarak Cizre’nin seçilmesinde tarihsel bir misyon vardır.
Bedirhan ailesinden öne çıkan bir kısım isimler, Osmanlı Devleti tarafından tasfiye edilen Cizre Beyliği’ne yeniden sahip olma gayelerini Kürt milliyetçiliğine döndürerek, bu gayeye ulaşmak için Kürt halkını da kullanmışlardır. Bunu yaparken Türk düşmanı her oluşumla, işbirlikçilik bazında diyaloğa girebilmeleri ise ayrıca dikkat çekicidir.
2.Bedirhanlar İstanbul Belediye Başkanı Rıdvan Paşa’yı öldürttü
BedirhanlarAbdürrezzak Bedirhan’ın Nişantaşı’na yaptırdığı konağın yol meselesi yüzünden İstanbul Belediye Başkanı Rıdvan Paşa’yı öldürtmüştür. Bedirhanlar, bu ölüm olayını bile siyasi gayeleri için kullanmışlardır.
Abdürrezzak Bedirhan işbirlikçilik yaptığı Ruslar’a yazdığı bir raporda, Rıdvan Paşa’yı öldürtmelerine siyasi bir gerekçe sunar : “Rıdvan Paşa’nın ortadan kaldırılmasının asıl nedeni İstanbul’daki kaos ortamını genişletmek ve onu bahane ederek Sultan’ı almak içindi.”

9 Aralık 2015 Çarşamba

Türkiyeli bir Rus: Tatyana Moran

1.Türk-Rus evlilikleri

Birbirine komşu halklar arasında evliliklerin görülmesi doğal… Türkler ve Ruslar arasında evlilik olaylarına sıkça rastlanır.
Türk-Rus evlilikleri, ciddi bir toplumsal zemindir. Daha önce seçkinler arasında görülen evlilikler Glasnost sonrasında tabana yayılmıştır. Artık İstanbul, Ankara, Trabzon ve Antalya başta olmak üzere çok yaygın bir coğrafyada Türk-Rus evlilikleri görülmektedir. Evlilik programlarında Rus gelin adayları da yer alabilmektedir.
Rahmetli Erkan Ocaklı’nın ‘Oy Nataşa Nataşa/ Kodun beni ataşa’ şarkısı Glasnost sonrasında ortaya çıkan yakınlaşma sırasında bestelenmiştir. Artık Türk Dizileri’nde Larissa’lar bir karakter olarak görülebilmektedir. Popüler televizyon dizilerinden ‘Paramparça’ dizisindeki Hazal’ın annesi de Rus gelinlerimizdendir.
Tatyana Moran, eleştirmen Berna Moran’ın Rus kökenli eşi. Tatyana Moran, çocuk yaşta geldiği Türkiye’de bir ömür geçirir.
Tatyana Moran’ın İletişim Yayınları’ndan çıkan ‘Dün, Bugün’ adlı anılarını tekrar karıştırıyorum.
İşbu yazı Rusya gerilimi gündeminde toplumsal hafızamıza hoş bir katkı olur umuduyla yazıldı.

2 Aralık 2015 Çarşamba

Angajman kuralları mı? Halep Cumhuriyeti mi?

1.Ignatiev’den Nagehan Alçı’ya pusula arayışları

Abdülhamit’i, Enver Paşa’yı ve Atatürk’ü okuyorum ve anlamaya çalışıyorum. Bu üç lider döneminde çok şeyler yapılmış ama millilik sadece liderler ve etrafında kalmış. Millilik o dönemlerden bu döneme devlet içinde kurumsallaşamamış. 
Olguları anlamaya çalışıyorum. Abdülhamit’in dönemin Rus elçisi Ignatiev’e bakıp sorun çözdüğü gibi ben de gözlem yapıyorum. Doğruyu bulmak için Ignatiev yerine dün Nazlı Ilıcak’a bakıyordum, bugün Nagehan Alçı’ya bakıyorum. Bunlardan yana değilsem sorun yok. 
Nazlı Ilıcak ve Nagehan Alçı örneğini özellikle veriyorum. Kurban olduğum Türkçe’de ne güzel kelimeler var. ‘Alıklık’ bu kelimelerden biri. ‘Alık’ ile ‘balık’ arasında bir bağlantı kuruyorum. 
Alık’lık, algı bozukluğu; ‘balık’lık hafıza bozukluğu. 
Alık’ların oyununa ‘balık’lar gelir. 

24 Kasım 2015 Salı

Siyasal İktidar'a karşı Sanatsal İktidar

1.Siyasal İktidar, ne kadar iktidar?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Şehir Tiyatroları 19 yıldır Ak Parti’nin elinde. Yanlışlıkla bir tiyatrocu yetiştirdikleri görülmemiştir. Benzer durum MHP’li belediyeler için de geçerlidir.
Çünkü Sağ’ın medeniyet eksenli politik tavrı sadece söylemdedir. Sağ’ın reel politik’i Müteahhitlik Sistemi ve Yeni Sınıf aracılığıyla Küresel Sistem’le bağlantılıdır.
Reklamverenler’den medya havuzlarına, sahne ve sinemanın Yıldız Sistemi’ne her alanda Finans Kapital’in sözü geçer. Yani seçimle gelen Siyasal İktidar’a alternatif bir Sanatsal İktidar’ı inşa edilmiştir.
Sağ kitlelerin anlamadığı şey de tam burasıdır. ‘Halk dalkavukluğu’ yaparak kendilerinden oy alanlar Haçlı Seferleri’nin püskürtülmesi için hiçbir şey yapmazlar.
Atıf Yılmaz, Sezen AksuYılmaz Erdoğan hepsi bire bin veren başaklar gibidir. Dünya görüşleri için Finans Kapital’in kanatları altında halka karşı lejyoner yetiştirirler. Yerli Sanatçı’nın eli kolu bağlıdır ya memur olmalıdır ya işsiz kalmalıdır.
Bu yüzden Haçlı Seferleri’nin lejyonerleri Melek Baykal, Sırrı Süreyya Önder ve Serra Yılmaz’ın hakaret dolu sözlerine şaşırmamak lazımdır.
Türklük’e sövdükçe pirim yaparlar.

17 Kasım 2015 Salı

Kamçatkalı İdris

1.İnsan sonsuz mutluluk için yaratıldı
Başucu kitabım ‘Kendini Arayan İnsan’da her gün bir başka hikmet keşfediyorum… Arvasi Bey anlatıyor: Bütün davranışlarımız ölüm problemi, orijinalliğimizi kaybetme problemi etrafında toplanmaktadır. Din, estetik, ahlak, ilim, teknik, iktisat, aile her şey bu probleme cevap aramaktadır. Davranışlarımız, ölmemek içindir, ümidimiz ölmemektir.
İnsan zihni maddeyi aşan bir prensibe ulaşmaktadır. Bu prensip hayatın özelliklerine cevap verici keyfiyetleri yaşarken keşfetmeye çalışır. Bu prensip zihnimizi canlılık (vitalite) kavramına ulaştırır.
İnsan zihni varlık tezahürleri madde, hayat ve ruh kavramlarıyla ifadelendirir. Ruh varlık tezahürleri içinde, duyular ile idrak edilemez olanıdır.
İnsan maddeden başlayarak hayattan ruha Allah’a doğru yükselen bir hamle halinde idrak etmekten zevk duymaktadır.

10 Kasım 2015 Salı

Sinan Korle'den Abdülhamit Han'a ilişkiler

1.Sinan Korle’nin anılarını okuyorum
Roman niyetine hatırat kitapları okuyorum… Daha doğrusu tekrar tekrar okuyorum. Sıkça karıştırdığım kitaplardan biri ‘Kızıltoprak Günlerim’ adlı anı kitabı. Kitabın sunumunu Talat Halman yapmış. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Kültür Bakanı Talat Halman ismi bilenlere çok şey anlatır.
Korle Ailesi’nin köşküne yakın komşuları arasında Boğaz’daki Aşiret’ten Mehmet Ali Ayni ve kayınvalidesi Leyla Saz’ın köşkleri vardır.
Bir başka komşu Sadık Bey’dir. Sadık Bey’in iki oğlundan biri Akşam gazetesi başyazarı ve sonradan Dışişleri Bakanı olan Necmettin Sadak, diğeri ise müzisyen Muhittin Sadak’tır. Komşular arasında lüks otomobiliyle seyran eden Esat Toptani’nin hanımı Fatma Şadiye Toptani de vardır.
Korle Ailesi’nin bir başka komşusu Raif Bey’dir. Raif Bey, elektrik mühendisidir. Abdülhamit tarafından Fransa’da okutulur. Raif Bey’in kızı Meliha Hanım ‘Şapo Meliha’ diye anılır. Şapka Devrimi’nden sonra çeşit çeşit şapkalar giyince ‘Şapo Meliha’ denilmiştir.
Modernleşme iki taraflı keskin bıçaktır. Bir tarafında dindarlık bir tarafında Laiklik vardır. Abdülhamit ve Atatürk modernleşmesinin benzerliklerini anlatan nitelikli çalışmalardan biri Ilgaz Zorlu’nun Zvi Geyik Yayınevi’nden çıkan Harun Özdemir’in ‘İki Lider İki Kader’ adlı eseridir.
KızıltoprakFenerbahçe’nin burnunun dibidir. Çelik Gülersoy Fenerbahçe demez, ‘Fenerbahçesi’ der. Yüzyıl öncesinin Fenerbahçesi’nde Türkler’den çok Tatlısu Frenkleri yaşar. Tatlısu Frenkleri ceplerinde İtalyan, İngiliz ve Fransız pasaportları taşır. Kendilerini Venedikli, Cenevizli ya da Fatih zamanından kalma Rum olarak tanıtırlar.

3 Kasım 2015 Salı

Göbeğini Kaşıyan Adam'ın zaferi

1.Göbeğini Kaşıyan Adam kimdir?
Finansbank’ın enpara.com reklamını hatırlayalım. Reklam yüzü altı pijamalı, üstü atletli, Göbeğini Kaşıyan Adam
Aslında Göbeğini Kaşıyan Adam Yabancılaşmış Aydın’ın halka bakışı. Yabancılaşmış Aydın, Reaya’yı yani halkı hiçbir zaman özne olarak görememiştir. Onu düşünmeden mahrum bir yığın olarak görür.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Yaban’ romanına bir bakın. İşgal İstanbul'una giremeyen paşazade Ahmet Celal, emir eri Mehmet Ali’nin davetine uyarak onun EskişehirPorsuk Çayı kıyısındaki köye yerleşir. Köye sığınmak zorunda kalan Ahmet Celal köyü ‘Yaban’ olarak görür ve halka hakaretler yağdırır.
100 yıl öncesine göre bugün de fazla bir şey değişmedi. Yabancılaşmış Aydın için parkları mangal partilerine çeviren köylülerin prototipi Göbeğini Kaşıyan Adam Yabancılaşmış Aydın Reaya'yı şehirde yaşayan ama köylü bir yığın olarak görüyor.
Onlara göre Reaya, ‘Yaban’daki Ahmet Celal’in hakaretleriyle yine hödük, yine angut…
Göbeğini Kaşıyan Adam, eski bakışın yeni yorumu. Değişen hiçbir şey yok.

28 Ekim 2015 Çarşamba

Türk Sağı Altan Ailesi'nin kumpasına gelmiştir

1.Bir kozmopolit idol Çetin Altan
Vefatından sonra arşivimdeki Çetin Altan dosyasını aldım ve karıştırmaya başladım.
Çetin Altan konusunda yazılanların birbirine 180 derece zıt yorumlar olduğunu gördüm. Kimine göre değişimi algılayan yegane düşünürümüz. Kimine göre Küresel Sistem’in Türkiye temsilcisi.
Çetin Altan; daha çok Turgut Özal döneminin düşünürüdür. Çocukları Ahmet Altan ve Mehmet Altan ise Ak Parti döneminin ilk 10 yılının sadece yazarları değil aynı zamanda savaşçıları.
Mehmet Altan, iktidar taraflısı Star gazetesinin başyazarı, Ahmet Altan ise yerli Pravda Taraf’ın genel yönetmeniydi.
Çetin Altan’ın vefat ettiği Fatih Üniversitesi Hastanesi de ailenin mevcut tercihiyle alakalı. Fethullah Gülen’in başsağlığı mesajı ilginç. Gülen’e göre Ahmet Altan ve Mehmet Altan her zaman birer cesaret timsali.”
Altan Ailesi’ne meftun oluş sadece Fethullah Gülen’in bakışlarında sınırlı değil. Türkiye gazetesi eski yazarı Ömer Öztürkmen vefat etmeden önce yazdığı bir yazıda, ‘ya Altan kardeşler olmasaydı’ diye yazabilmiştir.
Nuh GönültaşAltan Ailesi’ni övdüğü bir yazıda kendisini sıfırlar. Altanlar’ı övme cüreti için bile af diler: “Özellikle büyük erbab-ı kalem Çetin Altan beni affetsin, daha işin başındayken ve mesleğinde henüz büyük başarılara imza atmamış birisi olarak, o ve ailesi hakkında kalem oynatmaya teşebbüs ettiğim için.”

20 Ekim 2015 Salı

Mister Nasr, 'Nerede sizin İslami karakteriniz?'

1.Sebeb-i neşri makalemiz
Geçtiğimiz günlerde Amerika’da yaşayan İranlı akademisyen Seyyid Hüseyin NasrTürkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan bir açıklaması oldu.  
Nasr açıklamasında Erdoğan’ın Suriye Politikası’nı hedef alıp, “İslami karakteriniz nerede?” diye ağır bir yorum yaptı.
Erdoğan’ın Suriye Politikası’nı hiç birimiz kabul etmek zorunda değiliz. Rojava’nın Kürdistan’a dönüşeceği düşüncesiyle baştan itibaren bu politikayı ben de kabul etmiyorum.
Ama Seyyid Hüseyin Nasr’ın meselesi ‘Erdoğan’ın Suriye Politikası’ değil.
İşbu yazı, Nasr’ın meramını anlama denemesidir.
2.Nusayriler’in Suriye’deki katliamları
Önce Suriye diktatöryasının nasıl iktidara geldiğini hatırlayalım.
Hafız Esad 13 Kasım 1970 tarihinde askeri bir darbe yapar. Esad 1963’ten itibaren iktidara ortak olan Nusayriler’i mutlak iktidar yapar.
Hafız Esad darbe yaptıktan sonra ilk icraatı Suriye Ordusu’nu Sünni subaylardan temizlemek olur. Suriye Ordusu giderek NusayriDürzi ve İsmaili subaylardan oluşan bir ordu haline gelir. Bu subaylar aynı zamanda Baas Partisi’nin kurmayları olarak görev yapar.

13 Ekim 2015 Salı

HDP'den MHP'ye Nobel ödüllü Sancar'ın Ailesi

1.HDP’den MHP’ye Sancar Ailesi
Nobel Kimya Ödülü haberinin ardından BBCAziz Sancar’ı arar: Muhabirin sorduğu ilk soru ‘Arap mısınız, kısmen mi Türk’sünüz’ sorusu olur. “BBC’ye söyledim, ‘Arapça konuşmuyorum, Kürtçe konuşmuyorum, ben Türküm’ dedim. Ben Türküm, o kadar.”
Aziz Sancar’ın etnik köken olgusuna bakışı şöyle: “İngiltere’de kaç etnik grup var. Adama soruyorsunuz, “İngilizim” diyor. Burada da “Amerikalıyım” dersin. İstersen kökenini söylersin ama Amerikalı dedi mi, bitti.”
Nobel Kimya Ödülü alan Aziz SancarHDP Mardin Milletvekili Prof. Dr. Mithat Sancar’ın amcası. Ama amcanın siyasi eğilimi yeğenden oldukça farklı.
Bugün ABD’de yaşayan Aziz Sancar ‘üç hilalli’ bir anahtarlık taşıyor. Eşi Gwen Sancar, Tarsus’ta Yörük Çadırı’nda bozkurt selamı veriyor.
Aziz Sancar’ın bir ağabeyi Kenan Sancar Türk Silahlı Kuvvetleri’nde uzun yıllar görev yapan bir emekli general diğer kardeşi Tahir Sancar da binbaşılıktan emekli… Büyük ağabey Kenan Sancar şimdi 83 yaşında kardeşinin başarılarıyla mutlu oluyor.
Aziz Sancar, ailesine çok bağlı bir insan. Ailesini görmek için Türkiye’ye geliyor. Ailesi de ona bağlı. Yılda en az bir kere gidip, iki hafta kalmaya çalışıyor. Aziz Sancar’ın pişmanlıklarından biri, İstanbul’u daha yakından tanıyamamak.