11 Haziran 2014 Çarşamba

Sırrı Sakık ve Ermeni Diasporası

1.Hoybun’un çocukları
Kamuoyu Sırrı Sakık’ın Ağrı Belediye Seçimi sırasında Kazım Karabekir hakkında söylediği sözlere tepkili. Sakık, Kazım Karabekir’in ismini cadde ve sokaklardan kazıyacağını söylüyor.
Karabekir’e düşmanlığın temelinde Ermeni Diasporası’nın 1915 Soykırım tezleri var.
Sakık’ın Karabekir’den sonraki tepkisi ise Ağrı’da mezarları bulunan Hava Şehitleri’ne. SakıkHava Şehitleri’ni Kürtler’i katletmekle suçluyor.
Ağrı’daki Hava Şehitleri’nde 1936 Ağrı İsyanı sırasında şehit olan askerlerimizin mezarları var.
1936 Ağrı İsyanı; Beyrut’ta kurulan Hoybun Cemiyeti’nin organizasyonuyla başlatılmıştı. Hoybun Ermeniler’in Türkler’e karşı Kürtler’le birlikte kurduğu bir örgüttü.
Siyasi Kürtçülük’ün yaslandığı önemli bir sosyal taban Yezidi, Ermeni vs. gibi eski halklardan Kürtleşen unsurlardır. Siyasi Kürtçülük’ün oluşumunda da benzer bir durumla karşılaşırız. Kürt müziğini Ermeni Aram HaçaturyanGarapete Haço ve Kaviz Aksa derleyip yorumlar, Kürtçe yazı dilini kurma çabasına girişen Celadet Bedirhan’ın Havar dergisinin kadrosunda Asuri kökenli Yusuf Malik aktif rol alır, Kürtçe’nin gramerini Fransız dilbilimci Roger Lescot hazırlar.
En önemli örnek ise Ağrı İsyanı’nı örgütleyen Hoybun Cemiyeti’nin bir kanadının Ermeniler’den oluşmasıdır.  Hoybun Cemiyeti’nin başkanının Ermeni Papazyan olması bazılarına bir şeyler söylemeli.

4 Haziran 2014 Çarşamba

Etnik bakışın Bosna çıkmazı: 'Bosna'da Egemenlik Sorunu'

1.Herkes ‘azınlık’ olunca ortak akıl oluşmuyor
Eski Yugoslavya’da Bosna-Hersek Özerk Cumhuriyeti yapısına rağmen Boşnaklar ‘azınlık’tı. Şimdi bağımsız Bosna-Hersek Cumhuriyeti içinde Sırplar ve Hırvatlar ‘azınlık’. Her iki ‘azınlık’ın Bosna-Hersek Cumhuriyeti içindeki Cumhuriyetlerinde ise Boşnaklar ‘azınlık’ durumunda.
Bosna Savaşı, sonrasında imzalanan Dayton Anlaşması çatışmasızlığı temel hedef olarak belirlemiş. Ortalık durulduktan sonra etnik bakış’ın hiç kimse için çözüm getirmediği giderek anlaşılmıştır. Kadir Cangızbay’ın tanımıyla Bosna-Hersek Cumhuriyeti, ‘hiç kimsenin cumhuriyeti’ haline gelmiş.
Dayton Anlaşması barışa rağmen bir takım sıkıntıları beraberinde getirmiştir. Her şeyden önce ‘Dayton Bosnası’ artık normal bir devlet sayılamamaktadır. Nedeni ise, savaş yıllarının geride Boşnaklar, Bosnalı Sırplar ve Bosnalı Hırvatlar’ın kendi kontrollerinde ve etnik açıdan homojen olan bölgeler bırakmış olmasıdırDayton Barış Anlaşması, böyle bir etnik bölünmüşlüğü yasallaştırdığı için, ülkenin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına ciddi bir tehdidi beraberinde getirmiştir.

27 Mayıs 2014 Salı

Kırım'da neler oluyor?

1.Türklüğü karşı Tatarlık
Kırım’da Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun geliştirdiği bir perspektif var. Türk Milleti geneli içinde bir ‘Tatarlık’ algısı etrafında mücadele veriliyor.
Bugün ‘Türk’ kavramına karşı ‘Tatar’ kavramının yeniden diriltilmesi olayı var. Kırımoğlu bu ‘etnik’ görüşü aslına döndürmüştür, doğrultmuştur. 
Kırım’ı yeniden işgal eden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Rusya’da ve Kırım’da yaşayan Kırım Tatarları’nın çıkarlarını başka ülkelerin parlamentolarında savunmak yanlış. Bu konu üzerinde Rusya’da, Moskova’da, Akmescit’te, Sivastopol’de, yani insanların yaşadığı yerlerde çalışmak lazım” diyor.
Bu sözler sadece Ukrayna’ya karşı söylenmiş sözler değil. Asıl muhatap Türkiye.
Tatar kökenli işadamı Lenur İslamov’un bakışı da Putin’in Türkiye’yi ve Türk kavramını dışlayan tavrına paralellikler içeriyor. Lenur İslamov, “kendimize ait bir Kırım Tatar topluluğu kurmamız gerektiğini unutmamak gerekir” diyerek Kırım Tatarları’nı Türk Dünyası genelinden ayırıyor.
Lenur İslamovTürk Dünyası geneline karşı açıkça Tatarcılık yapıyor.

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Çözümleme

1.Bir Türkiye Cumhuriyeti başarısı vardır!
 Türkiye’yi Batı’dan ve Doğu’dan ayıran asıl fark, bilim’le din’i birbiriyle çatıştırmadan algılamasıdır.
 1900’lerin skolastik tıkanma’sı bir gerçeklikti.  
Skolastik tıkanma’ya karşı pozitivizm’in aşırılıkları oldu.
Ancak bugünkü Türkiyepozitivizm’in aşırılıklarından sıyrılmıştır.
Bugün Türkiye’de bilim’le din’i birbiriyle çatıştırmadan algılayabilmek mümkündür?
 180 ülkeye eğitim modeli sunan Gülen Cemaati, 30 ülkeye demokratik değişim modeli sunan Ak Parti, içerde kaos’a karşı düzen’i savunan, Türk Dünyası’na bölünmesiz entegrasyon modeli sunan MHP, ‘Bürokratik Yönetim Geleneği’ ile tarihsel bağını kesip halka yönelmeyi deneyen CHPDemokratik İslam Kongresi’nde İran ve Suud sapıklıklarına karşı tavır alan Abdullah Öcalan-BDP-HDP, ‘Bürokratik Yönetim Geleneği’ndeki çözülmeyi görüp yeniden inşa yolunda iyileştirme arayışlarını sürdüren Necdet Özel Genelkurmayı’na kadar toplamda bir Türkiye Cumhuriyeti başarısı vardır.
 Erol Göka’nın güzel kitap ismiyle söylersek ‘Türkiye Vardır.’
 Bu Türkiye başarısının temeli bilim’le din’i çatıştırmayan yerli yerinde idrak algısıdır.
 Türkiye’de vahiy ve akıl dengesinin başarısı var.

13 Mayıs 2014 Salı

Kitabının çıktığını görmek

1.Yahya Kemal hiçbir şiir kitabını görmedi
Yahya Kemal’in hiç şiir kitabı olmadı. Şiirleri ölümünden sonra Nihad Sami Banarlı tarafından kitaplaştırıldı. Tanpınar’ın kitaplarını yayınlatmak için ne sıkıntılar çektiğini Günlük’ten öğreniyoruz.
Amerikalı yazar Herman Melville’nin hayattayken tek bir kitabı yayınlanır: ‘Veranda Öyküleri’… Yazar diğer eserlerinin yayınlandığını göremeden ölür.
2.Tölögön Kasımbek’in en büyük emeli eserinin Türkçe’sini görmekti
Kırgız Edebiyatı’nı Cengiz Aytmatov’la tanıyoruz. Fakat Aytmatov’un eserleri genelde Rusça ve Fransızca üzerinden dilimize çevrilmiş.
Tölögön Kasımbek, Kırgız Edebiyatı’nın önemli isimlerinden biri. İki ciltlik romanı Kırılan Kılıç’ın 1.cildi Han Sarayı ve 2.cildi İsyan ile Baskın adlı eserleri Türkiye Türkçesi’ne çevrilmiş.
Tölögön Kasımbek, Kırgızistan eski ailelerinden birine mensup. Kırılan Kılıç, bir nevi onun köklerine uzanma yolculuğu. Kırılan Kılıç’ı Türkçe’ye İbrahim Atabey ve Saadettin Koç çevirmiş.
Kasımbek ve eserleri hakkında İbrahim Atabey’le konuşuyoruz…. AtabeyKasımbek’in en büyük hayalinin eserlerinin Türkiye’de yayınlandığını görmek olduğunu söylüyor. Tabii duygusal bir durum. Kasımbek’in bu tavrıyla neler söylediğini anlamak istiyoruz. Ve anlıyoruz onu.
Kasımbek eseri Kılıç’ın Türkiye’de yayınlandığını öğreniyor ve seviniyor. Kitaplar kendisine postayla gönderiliyor. Ne yazık ki, çeviri kitapları göremeden vefat ediyor.

6 Mayıs 2014 Salı

Caminin ayakkabılıklarını gözüme kestirmişim!

1.Caminin ayakkabılıklarını gözüme kestirmiştim
 Serde kitapçılık olunca insan hayata kitaptan bakar hale geliyor… Vakit hep sıkışıktır ve ben Cuma’ya hep geç kalırım.
 Kitabım hep çoktur ve daima rafa ihtiyaç vardır.
 Cuma’ya geç kalanlar, cami’de ayakkabılıkların bulunduğu arka kısımlarda namaz kılmak zorundadır. Bu caminin iç yasalarındandır. Ben genelde geç kaldığım için bu kısımda namaz kılar ve ayakkabılıkları da kütüphane rafı olarak tahayyül etmeye koyulurum.
 Hoca efendilerin o güzelim Cuma hutbeleriyle benim ayakkabılıkları enine boyuna ve derinliğine ölçüp biçmelerim hep paralel gelişmiştir.
 Ben derinliği olan ayakkabılıkları özellikle arşiv dosyaları için tasarlanmış kitaplıklar olarak düşünürüm.
 Yıllar öncesinin bir Cuma’sında bir caminin ayakkabılıklarını gözüme kestirmiştim. Bu cami Bağcılar’daki Matbaacılar Sitesi’ndeki camiydi. Evet bu camideki ayakkabılıkların derinliği vardı.
 Düşünüyorum Matbaacılar Sitesi Camisi’nin ayakkabılıklarına arşiv dosyalarını yerleştirmişim. Kitaplar, küpürler aradığımı hemen buluyorum.

28 Nisan 2014 Pazartesi

Batı aktarmacılığı ve putlara karşı Kemal Tahir

Geçtiğimiz hafta Kemal Tahir’in ölüm yıldönümüydü. TRT Arapça Kanalı’ndan Elvan-ı Saba programı yapımcıları Kemal Tahir’i konuşmak için beni çağırdı. Televizyon programlarında zaman hep dardır. Bu sebeple Araplar’a yer darlığından doğru dürüst anlatamadığım Kemal Tahir’i Türkler’e yazıyla anlatmaya çalışacağım…
1.Doğu-Batı çatışması
Batı Aktarmacılığı ve Putlara Karşı Kemal Tahir’ aslında bir kitap ismi. Kemal Tahir hakkında yazdığı kitaba böyle güzel bir tanımlamayı isim olarak koyabilen Dr.Hulusi Dosdoğru’yu hayırla anıyorum.
Kemal Tahir’e, Dr.Hulusi Dosdoğru’ya, tanışma şansına erdiğim Halit Refiğ’e ve Metin Erksan’a rahmet dileyerek işbu yazıya başlıyorum.
2.Kemal Tahir ve Tarihi Bütünlük fikri
Kemal TahirOsmanlı-Cumhuriyet ayrımını reddeder. ‘Yorgun Savaşçı’ ve ‘Kurt Kanunu’nda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş kadrolarının hikayesini anlatır.
Yorgun Savaşçı’da Milli Mücadele’yi kurmay kadronun gözünden değil, cephedeki küçük subayların bakış açısıyla anlatır. ‘Yorgun Savaşçı’daki bu yaklaşım, kendini Atatürkçü olarak tanımlayan bazı kişiler tarafından ‘Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı’ olarak adlandırılır.

23 Nisan 2014 Çarşamba

Rus Modernleşmesi'nde Türk kökenli aydınlar

1.‘Aydın Yabancılaşması’ndan Ruslaşma’ya
Batı Medeniyeti karşısında İslam Dünyası’nın geri kalmışlığı bir vakıadır. Bu geri kalış, özellikle 19. Yüzyıl’da İslam Dünyası’nın her bölgesinde önemli yabancılaşma sorunlarına yol açmıştır.
Osmanlı Coğrafyası’nda ‘Aydın Yabancılaşması’ şeklinde kendini gösteren bu değişme, Rus hâkimiyeti altındaki Türk bölgelerinde Ruslaşma ve Hıristiyanlaşma olarak karışımıza çıkmıştır.
Birçok Rus dehasının soyadı Türkçedir… Bu basit bir soyadı benzerliği değildir. Çünkü Rus dehası önemli isimlerin birçoğu Türk kökenlidir.
Rus Modernleşmesi doğru bir Batılılaşmayla kendisi kalarak, değişmeyi ve değiştirmeyi başarmıştır…
Aşağıda birkaç örnekle bu değişimi gözlemlemeye çalışacağız.
2.Gogol’un kökeni Altınordu’ya dayanır
Azeri romancı Elçin, Ötüken’den çıkan ‘Kırk Ambar’ adlı günlüklerinde Gumilev’den bir bilgi aktarır. Gumilev, ‘Ukraynalı Gogol’un Altınordu’ya dayandığını’ söyler.
Nikoloy Vasilyeviç Gogol… ‘Ölü Canlar’, ‘Müfettiş’ ve ‘Palto’ en çok bilinen eserleri. DostoyevskiGogol’un ‘Palto’ eserini telmih ederek onun Rus Edebiyatı’ndaki yenilikçi ve kurucu rolünü işaret eder: “Hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık.”

15 Nisan 2014 Salı

Boğazdaki Aşiret'ten 'Pınar Kür Vakıası'

1.Ömer Lütfi Paşa’nın kendisinden ünlü torunları  
Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım, Oktay Rıfat, Mehmet Ali AybarAli Fuat CebesoyHalide Nusret ZorlutunaEmine Işınsuİsmet Kür ve kızı Pınar KürÖmer Lütfi Paşa’nın torunlarıdır.
2.Pınar Kür’den başörtüsü ve Playboy ekseninde şok sözler!
Ömer Lütfi Paşa’nın torunlarından yazar Pınar Kür, katıldığı televizyon programında başörtülü kadınlarla ilgili söylediği sözler tartışma konusu oldu.
CNN Türk’te Enver Aysever’in sunduğu ‘Aykırı Sorular’a konuk olan yazar Pınar Kür, başörtülü kadınlarla Playboy’a soyunan kadınlar arasında fark görmediğini söyledi. Başörtüsüne ‘gericilik’ diyen Kür, “Başını kapatan kadınla Playboy’a soyunan kadın arasında zihniyet olarak fark görmüyorum. İkisi de kendini nesne olarak sunuyor, özne olarak sunmuyor. Biri diyor ki, ‘ben gencim güzelim, şöyle bacaklarım var, böyle göğüslerim var, göstereceğim’ diyor. ‘Erkekleri böyle tavlayacağım’ diyor. Başını örten de, o da adamları azdırmamak için kapatıyor. İnançta böyle bir şey yok.”

8 Nisan 2014 Salı

Yerli Marka fikriyatı

1.‘Tarihin Sonu’ piyasa kapitalizminin sonu oldu
 Francis Fukuyama tarafından ortaya atılan ‘Tarihin Sonu’ tezi piyasa kapitalizminin toplumsal gelişmesinin son aşaması olduğunu iddia eder.
 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Joseph E. Stiglitz, ‘Tarihin Sonu’ tezinin 15 Eylül 2008 tarihinde yatırım bankası Lehman Brothers’ın iflası ile çöktüğünü söyler.
 Stiglitz, Lehman Brothers’ın iflasının tarihsel olarak 1989 yılında Berlin Duvarı’nın çöküşüne eş olduğunu işaret eder.
 Stiglitz’e göre bu bankanın iflasının Amerikan üstünlüğü’nün bitişi olduğunu söyler.
 Amerikan üstünlüğü’nün bitişinden önce ABD ile dünyanın her yerinden Amerika’da eğitim gören seçkinler arasında paylaşılan bir nevi tartışılmaz değerler vardı. Bu seçkinler Türkiye’de Özal döneminde ‘Prensler’ olarak adlandırılmıştı. Yaşanan kapitalizm krizleri Amerikan tarzı kapitalizmi savunan bu ‘Prensler’in güvenirliğini törpüledi. ABD kapitalizmine karşı çıkanlar şimdi dertlerini anlatmak için yeterli cephaneye sahipler. (Serbest Düşüş, Joseph E. Stiglitz, Gündoğan Y.)
 Piyasa kapitalizminin temel argümanı gelişmiş ülkelerin, geri kalmış ülkeler için empoze ettikleri tek çıkar yol ticaretin serbestleştirilmesidir.

1 Nisan 2014 Salı

Selim-i Salis, Yahya Kemal ve ekonomi politik

1.‘Ekonomi politik’ten ‘reel politik’e
Yahya Kemal, “Selim-i Salis hendese öğreneceği yerde, biraz siyasi tarih öğrenseydi ne iyi olurdu” der.
Siyasi tarih’i burada ‘ekonomi politik’ olarak anlıyoruz. Yahya Kemal, III.Selim ‘ekonomi politik’ bilseydi, milletimizin kaderinin farklı olacağına inanır.
Tanpınar, bu görüşe, ‘Tanzimat, biraz ekonomi politik bilseydi’ diye bir zeyl düşer. Bütün bu yorumlar Tanpınar’ın aşk romanı Huzur’un içinde geçer.
Biz önce ‘ekonomi politik’in peşinden gidelim. ‘Ekonomi politik’ her şeyden önce ‘reel politik’tir.
Taha Akyol’un ‘Haricilik ve Şia’ kitabını karıştırıyorum… İslam Hukuku’nun iktidar oluşumunda ‘muktedir’ olmaya cevaz verilmesi, Harici Kaosu’nun bir sonucu. Harici Kaosu, Emevi iktidar gaspını bile meşrulaştırıyor.
Yeni bir düzen inşasına kadar, mevcut düzen geçerlidir.
Biz bu yazıda ‘reel politik’e göre seçim sonuçlarını yorumlamaya çalışacağız.