13 Mayıs 2014 Salı

Kitabının çıktığını görmek

1.Yahya Kemal hiçbir şiir kitabını görmedi
Yahya Kemal’in hiç şiir kitabı olmadı. Şiirleri ölümünden sonra Nihad Sami Banarlı tarafından kitaplaştırıldı. Tanpınar’ın kitaplarını yayınlatmak için ne sıkıntılar çektiğini Günlük’ten öğreniyoruz.
Amerikalı yazar Herman Melville’nin hayattayken tek bir kitabı yayınlanır: ‘Veranda Öyküleri’… Yazar diğer eserlerinin yayınlandığını göremeden ölür.
2.Tölögön Kasımbek’in en büyük emeli eserinin Türkçe’sini görmekti
Kırgız Edebiyatı’nı Cengiz Aytmatov’la tanıyoruz. Fakat Aytmatov’un eserleri genelde Rusça ve Fransızca üzerinden dilimize çevrilmiş.
Tölögön Kasımbek, Kırgız Edebiyatı’nın önemli isimlerinden biri. İki ciltlik romanı Kırılan Kılıç’ın 1.cildi Han Sarayı ve 2.cildi İsyan ile Baskın adlı eserleri Türkiye Türkçesi’ne çevrilmiş.
Tölögön Kasımbek, Kırgızistan eski ailelerinden birine mensup. Kırılan Kılıç, bir nevi onun köklerine uzanma yolculuğu. Kırılan Kılıç’ı Türkçe’ye İbrahim Atabey ve Saadettin Koç çevirmiş.
Kasımbek ve eserleri hakkında İbrahim Atabey’le konuşuyoruz…. AtabeyKasımbek’in en büyük hayalinin eserlerinin Türkiye’de yayınlandığını görmek olduğunu söylüyor. Tabii duygusal bir durum. Kasımbek’in bu tavrıyla neler söylediğini anlamak istiyoruz. Ve anlıyoruz onu.
Kasımbek eseri Kılıç’ın Türkiye’de yayınlandığını öğreniyor ve seviniyor. Kitaplar kendisine postayla gönderiliyor. Ne yazık ki, çeviri kitapları göremeden vefat ediyor.

6 Mayıs 2014 Salı

Caminin ayakkabılıklarını gözüme kestirmişim!

1.Caminin ayakkabılıklarını gözüme kestirmiştim
 Serde kitapçılık olunca insan hayata kitaptan bakar hale geliyor… Vakit hep sıkışıktır ve ben Cuma’ya hep geç kalırım.
 Kitabım hep çoktur ve daima rafa ihtiyaç vardır.
 Cuma’ya geç kalanlar, cami’de ayakkabılıkların bulunduğu arka kısımlarda namaz kılmak zorundadır. Bu caminin iç yasalarındandır. Ben genelde geç kaldığım için bu kısımda namaz kılar ve ayakkabılıkları da kütüphane rafı olarak tahayyül etmeye koyulurum.
 Hoca efendilerin o güzelim Cuma hutbeleriyle benim ayakkabılıkları enine boyuna ve derinliğine ölçüp biçmelerim hep paralel gelişmiştir.
 Ben derinliği olan ayakkabılıkları özellikle arşiv dosyaları için tasarlanmış kitaplıklar olarak düşünürüm.
 Yıllar öncesinin bir Cuma’sında bir caminin ayakkabılıklarını gözüme kestirmiştim. Bu cami Bağcılar’daki Matbaacılar Sitesi’ndeki camiydi. Evet bu camideki ayakkabılıkların derinliği vardı.
 Düşünüyorum Matbaacılar Sitesi Camisi’nin ayakkabılıklarına arşiv dosyalarını yerleştirmişim. Kitaplar, küpürler aradığımı hemen buluyorum.

28 Nisan 2014 Pazartesi

Batı aktarmacılığı ve putlara karşı Kemal Tahir

Geçtiğimiz hafta Kemal Tahir’in ölüm yıldönümüydü. TRT Arapça Kanalı’ndan Elvan-ı Saba programı yapımcıları Kemal Tahir’i konuşmak için beni çağırdı. Televizyon programlarında zaman hep dardır. Bu sebeple Araplar’a yer darlığından doğru dürüst anlatamadığım Kemal Tahir’i Türkler’e yazıyla anlatmaya çalışacağım…
1.Doğu-Batı çatışması
Batı Aktarmacılığı ve Putlara Karşı Kemal Tahir’ aslında bir kitap ismi. Kemal Tahir hakkında yazdığı kitaba böyle güzel bir tanımlamayı isim olarak koyabilen Dr.Hulusi Dosdoğru’yu hayırla anıyorum.
Kemal Tahir’e, Dr.Hulusi Dosdoğru’ya, tanışma şansına erdiğim Halit Refiğ’e ve Metin Erksan’a rahmet dileyerek işbu yazıya başlıyorum.
2.Kemal Tahir ve Tarihi Bütünlük fikri
Kemal TahirOsmanlı-Cumhuriyet ayrımını reddeder. ‘Yorgun Savaşçı’ ve ‘Kurt Kanunu’nda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş kadrolarının hikayesini anlatır.
Yorgun Savaşçı’da Milli Mücadele’yi kurmay kadronun gözünden değil, cephedeki küçük subayların bakış açısıyla anlatır. ‘Yorgun Savaşçı’daki bu yaklaşım, kendini Atatürkçü olarak tanımlayan bazı kişiler tarafından ‘Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı’ olarak adlandırılır.

23 Nisan 2014 Çarşamba

Rus Modernleşmesi'nde Türk kökenli aydınlar

1.‘Aydın Yabancılaşması’ndan Ruslaşma’ya
Batı Medeniyeti karşısında İslam Dünyası’nın geri kalmışlığı bir vakıadır. Bu geri kalış, özellikle 19. Yüzyıl’da İslam Dünyası’nın her bölgesinde önemli yabancılaşma sorunlarına yol açmıştır.
Osmanlı Coğrafyası’nda ‘Aydın Yabancılaşması’ şeklinde kendini gösteren bu değişme, Rus hâkimiyeti altındaki Türk bölgelerinde Ruslaşma ve Hıristiyanlaşma olarak karışımıza çıkmıştır.
Birçok Rus dehasının soyadı Türkçedir… Bu basit bir soyadı benzerliği değildir. Çünkü Rus dehası önemli isimlerin birçoğu Türk kökenlidir.
Rus Modernleşmesi doğru bir Batılılaşmayla kendisi kalarak, değişmeyi ve değiştirmeyi başarmıştır…
Aşağıda birkaç örnekle bu değişimi gözlemlemeye çalışacağız.
2.Gogol’un kökeni Altınordu’ya dayanır
Azeri romancı Elçin, Ötüken’den çıkan ‘Kırk Ambar’ adlı günlüklerinde Gumilev’den bir bilgi aktarır. Gumilev, ‘Ukraynalı Gogol’un Altınordu’ya dayandığını’ söyler.
Nikoloy Vasilyeviç Gogol… ‘Ölü Canlar’, ‘Müfettiş’ ve ‘Palto’ en çok bilinen eserleri. DostoyevskiGogol’un ‘Palto’ eserini telmih ederek onun Rus Edebiyatı’ndaki yenilikçi ve kurucu rolünü işaret eder: “Hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık.”

15 Nisan 2014 Salı

Boğazdaki Aşiret'ten 'Pınar Kür Vakıası'

1.Ömer Lütfi Paşa’nın kendisinden ünlü torunları  
Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım, Oktay Rıfat, Mehmet Ali AybarAli Fuat CebesoyHalide Nusret ZorlutunaEmine Işınsuİsmet Kür ve kızı Pınar KürÖmer Lütfi Paşa’nın torunlarıdır.
2.Pınar Kür’den başörtüsü ve Playboy ekseninde şok sözler!
Ömer Lütfi Paşa’nın torunlarından yazar Pınar Kür, katıldığı televizyon programında başörtülü kadınlarla ilgili söylediği sözler tartışma konusu oldu.
CNN Türk’te Enver Aysever’in sunduğu ‘Aykırı Sorular’a konuk olan yazar Pınar Kür, başörtülü kadınlarla Playboy’a soyunan kadınlar arasında fark görmediğini söyledi. Başörtüsüne ‘gericilik’ diyen Kür, “Başını kapatan kadınla Playboy’a soyunan kadın arasında zihniyet olarak fark görmüyorum. İkisi de kendini nesne olarak sunuyor, özne olarak sunmuyor. Biri diyor ki, ‘ben gencim güzelim, şöyle bacaklarım var, böyle göğüslerim var, göstereceğim’ diyor. ‘Erkekleri böyle tavlayacağım’ diyor. Başını örten de, o da adamları azdırmamak için kapatıyor. İnançta böyle bir şey yok.”

8 Nisan 2014 Salı

Yerli Marka fikriyatı

1.‘Tarihin Sonu’ piyasa kapitalizminin sonu oldu
 Francis Fukuyama tarafından ortaya atılan ‘Tarihin Sonu’ tezi piyasa kapitalizminin toplumsal gelişmesinin son aşaması olduğunu iddia eder.
 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Joseph E. Stiglitz, ‘Tarihin Sonu’ tezinin 15 Eylül 2008 tarihinde yatırım bankası Lehman Brothers’ın iflası ile çöktüğünü söyler.
 Stiglitz, Lehman Brothers’ın iflasının tarihsel olarak 1989 yılında Berlin Duvarı’nın çöküşüne eş olduğunu işaret eder.
 Stiglitz’e göre bu bankanın iflasının Amerikan üstünlüğü’nün bitişi olduğunu söyler.
 Amerikan üstünlüğü’nün bitişinden önce ABD ile dünyanın her yerinden Amerika’da eğitim gören seçkinler arasında paylaşılan bir nevi tartışılmaz değerler vardı. Bu seçkinler Türkiye’de Özal döneminde ‘Prensler’ olarak adlandırılmıştı. Yaşanan kapitalizm krizleri Amerikan tarzı kapitalizmi savunan bu ‘Prensler’in güvenirliğini törpüledi. ABD kapitalizmine karşı çıkanlar şimdi dertlerini anlatmak için yeterli cephaneye sahipler. (Serbest Düşüş, Joseph E. Stiglitz, Gündoğan Y.)
 Piyasa kapitalizminin temel argümanı gelişmiş ülkelerin, geri kalmış ülkeler için empoze ettikleri tek çıkar yol ticaretin serbestleştirilmesidir.

1 Nisan 2014 Salı

Selim-i Salis, Yahya Kemal ve ekonomi politik

1.‘Ekonomi politik’ten ‘reel politik’e
Yahya Kemal, “Selim-i Salis hendese öğreneceği yerde, biraz siyasi tarih öğrenseydi ne iyi olurdu” der.
Siyasi tarih’i burada ‘ekonomi politik’ olarak anlıyoruz. Yahya Kemal, III.Selim ‘ekonomi politik’ bilseydi, milletimizin kaderinin farklı olacağına inanır.
Tanpınar, bu görüşe, ‘Tanzimat, biraz ekonomi politik bilseydi’ diye bir zeyl düşer. Bütün bu yorumlar Tanpınar’ın aşk romanı Huzur’un içinde geçer.
Biz önce ‘ekonomi politik’in peşinden gidelim. ‘Ekonomi politik’ her şeyden önce ‘reel politik’tir.
Taha Akyol’un ‘Haricilik ve Şia’ kitabını karıştırıyorum… İslam Hukuku’nun iktidar oluşumunda ‘muktedir’ olmaya cevaz verilmesi, Harici Kaosu’nun bir sonucu. Harici Kaosu, Emevi iktidar gaspını bile meşrulaştırıyor.
Yeni bir düzen inşasına kadar, mevcut düzen geçerlidir.
Biz bu yazıda ‘reel politik’e göre seçim sonuçlarını yorumlamaya çalışacağız.

25 Mart 2014 Salı

Kurt Seyit ile Münevver Hanım ekseninde siyaset

1.Nermin Bezmen’in dedesi Kurt Seyit
Kurt Seyit ve Şura’ Nermin Bezmen’in romanı… Şu anda dizi olarak televizyonda devam ediyor. ‘Kurt Seyit ve Şura’ dizisi laf ola beri gele bir dizi değil.
İşbu yazı ‘Kurt Seyit ve Şura’dan ziyade Nermin Bezmen’in ‘Kurt Seyit ve Murka’ romanından hareketle bir gündem okuma denemesidir.
Kurt Seyit ve Murka’nın Türk Siyaseti’nde ve ticari hayatında uzanımları var.
Nermin BezmenKurt Seyit’in torunudur… Kurt SeyitRusya’da monarşi döneminde Çar Nikola’nın muhafız alayında görevli Kırımlı Türk asıllı bir Rus subayıdır.
* Kurt Seyit’in babası Mirza Mehmet Eminof’tur. St. Petersburg’da askeri akademiyi bitirmiştir. EminofRusya’da Lenin’in öncülük ettiği Ekim Devrimi’ne tanıklık eder. Kurt Seyit’in kardeşleri Osman, Havva ve Mahmut, Ekim Devrimi sırasında Ruslar tarafından Kırım’da öldürülür. Dedesinin köklerini araştırırken gazetelere ilan vererek Kırım’da Eminof’ soyadlı kişiler arayan Nermin Bezmen, bu arayışına da cevap bulur. Büyükbabası Mirza Mehmet Eminof’un kardeşinin torunlarının izine rastlar.

19 Mart 2014 Çarşamba

Stalin'in Tavuğu ve Kırım

1.Evimizin balkonunda güvercin yuvası
Evimizin balkonuna bir çift yaban güvercini yuva yaptı. Güvercin hayatını fazla bilmiyoruz. Televizyonda belgesel seyredip, internetten güvercin bilgileri ediniyoruz. İmdadımıza dostum Eren Gündoğan’ın kızı genç veterinerimiz Tuğba yetişiyor. Ondan güvercin beslenmesi, ilaçları hakkında bilgiler alıyoruz.
İki yumurtadan iki güvercin yavrusu çıkıyor. İki yavru güvercinin büyümesini gözlemliyoruz. Yavruların biri hırçın, diğeri uysal. Törelerimizde olduğu gibi tabiatlarına göre isim veriyoruz. Birinin adı ‘Hırçın’ diğerinin adı ‘Uysal’ oluyor.
Doğada işler zor, can pazarı bir hayat… ‘Hırçın’ ve ‘Uysal’ın düşmanı çok. Kargalar ve martılar can düşmanı. Diğer güvercin aileleri de yuvayı kapmak için yarışıyor.
Derken yavrulardan ‘Uysal’ı kargalar öldürdü. Moralimiz bozuluyor. ‘Uysal’ı kargaların şerrinden koruyamadığımız için üzgünüz.
Üniversite sınavına hazırlanan kızım Fatmagül, ‘Hırçın’ı korumak için nöbette. ‘Hırçın’ın hem kargalar tarafından öldürülmemesini, hem de diğer güvercinler tarafından yuvasından atılmaması için teyakkuzda.

11 Mart 2014 Salı

Kırım gündeminde bir düşünce fırtınası: Cengiz Dağcı Paneli

1.Kırım gündemini yakalayan bir panel
Annem, dünya gündeminin Müslüman’ı üzen akışına bakıp, “Bağdat’ta köpek kudursa bizi bulur” der.
Ukrayna’daki iç karışıklıkları sıradan bir ‘dış mesele’ olarak izlerken, olaylar Kırım’a sıçrayınca bu meselenin bizim için bir ‘iç mesele’ olduğu anlaşıldı.
Ukrayna gündemi artık Kırım gündemine döndü... Bu süreçte 7 Mart 2014 tarihinde İpek Üniversitesi’nce düzenlenen ‘Cengiz Dağcı Paneli’ zamanlama açısından kültür dünyamıza olumlu bir katkı sundu.
Toplantı vesilesiyle kıymetli dostlarım Dr.Yılmaz Cebecioğlu, Yazarlar Birliği İstanbul Başkanı Hüseyin Emiroğlu ve yönetmen Nihat Çeliker’le de görüşmüş olduk. Yılmaz Bey’in mahdumu genç Türkolog Abdülkerim Satuk Buğra ile sohbet etmek, onun heyecanlarını hissetmek ayrıca güzeldi.
Doğumunun 95. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen Cengiz Dağcı Paneli’ne Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çetin (İpek Üniversitesi Film Tasarımı Bölümü), Prof. Dr. İbrahim Şahin  (Osmangazi Üniversitesi TDE), Öğr. Gör. İsa Kocakaplan (İstanbul Kültür Üniversitesi TDE) ve Prof. Dr. Orhan Söylemez (Ardahan Üniversitesi Rektör Yardımcısı) konuşmacı olarak katıldı.
Panelin video kaydını yapanlardan biriydim. Görüntüleri seyredip notlar aldım. Cengiz Dağcı Paneli’nin bence önemli akışından notlar aşağıda. 

5 Mart 2014 Çarşamba

Siyasette Üçüncü Yol'un temsilcisi Osman Bölükbaşı

Osman Bölükbaşıİç Anadolu için ayrı bir mana ve önemi vardır… Bir Ankaralı olarak benim ailemin siyasi hafızasında Bölükbaşı’nın ayrı bir yeri vardır. Babam Menderes’i önemsemesine rağmen Bölükbaşı-Türkeş ittifakının kurumsal yapısı CKMP’de karar kılmıştı. Amcam Nazım Çetin’in lakabı ise Millet Partisi’nin ambleminden dolayı ‘Kartal’ idi. Bu yazı politik bir İç Anadolu portresi olan Osman Bölükbaşı’nı anlatma çabasıdır.
1.Milli Mücadele’nin üç öncüsü İnönü, Bayar ve Çakmak
Milli Mücadele’nin Atatürk’ten sonraki üç öncüsü İsmet İnönü, Celal Bayar ve Fevzi Çakmak, siyasette üç akımın kurucusu oldular...
İsmet İnönüAtatürk’ten sonra CHP’yi kendini merkeze alarak yeniden tasarladı, adeta partiyi yeniden kurdu. Celal Bayar Demokrat Parti’nin, Fevzi Çakmak ise Millet Partisi’nin kurucusu oldu. Hikmet BayurMillet Partisi’nin genel başkanı oldu. Ancak toplum, Bayur’u değil Mareşal Çakmak’ı tanıyordu. Millet Partisi’ni kitlelere taşıyan ise Osman Bölükbaşı oldu.
Benzer bir şekilde Demokrat Parti’yi millete mal eden Bayar değil, Menderes oldu. CHP’nin kitlelerle buluşması ise 1973 sonrasında Bülent Ecevit’le gerçekleşti.