25 Şubat 2014 Salı

Mutlaka bir koleksiyonunuz olmalı!

Ülkemizin yoğun gündemiyle alakalı görüş beyan edecek gücü kendimde bulamıyorum. Savaş atmosferine söyleyecek çok fazla bir şeyim yok. Ben savaşa ve ölüme değil, yaşamaya, bizi hayata bağlayacak değerlere inanıyorum.
‘Koleksiyon’ meselesi, büyük sorunlardan kaçış için sıradan bir konu değil. ‘Koleksiyon’ tükenme ve tüketilmeye karşı hayata tutunmanın yöntemlerinden biri. Kendisine ayıracak vakti olanlar, üç-beş dakika ayırabilir bu yazıya.
Çatışmak isteyenlerin okuyacağı daha başka şeyler vardır şüphesiz…
1.Gençler uyanın: kitle kültürü sizi ölmeden mezara gömüyor
Şimdiki gençler sınav maratonundan nefes alıp, bir enstrüman çalmak ve sporla uğraşmak veya koleksiyon yapmak gibi yaşanılan etkinlikleri tatmaktan mahrum.
İnternet ve televizyon yaşanılan değil, seyredilen, insanı edilgenleştiren ilgiler.
Geleceği inşa etmekle sorumlu gençlerimizin medeniyet eksenli ilgileri olmalıKitle kültürü’nün insan iradesini yok sayan tavrına karşı yeniden beşeri ilgilerimizi keşfetmeliyiz.
Her insan ayrı bir alemdir. Her insanın ilgisi de saygındır. Bu ilgilerden oluşacak koleksiyonlarla medeniyetimizin yeniden inşa süreci derinlik kazanacaktır.

19 Şubat 2014 Çarşamba

Yeni başlayanlar için Nadire Mater

1. Avrupa Birliği’nin kanatları altındaki ‘bağımsızlık’: BİANET
 Nadire MaterBağımsız İletişim Ağı (BİANET) projesinin koordinatörü. İki önemli kurucusundan biri. BİANET’in diğer kurucusu Ertuğrul Kürkçü… Kamuoyu, ‘samanlık kahramanı’ Kürkçü’yü bilir ama Nadire Mater cephe gerisindedir.
 BİANET; Avrupa Birliği’nin kanatları altında yürütülen bir ‘bağımsızlık’ projesi… Avrupa Birliği’nin yönlendirdiği Alman Henrich Böll VakfıBİANET’in işbirliği yaptığı kuruluşlardan. BİANET’e bağlı yerel medya mensupları, Almanya’da Henrich Böll Vakfı’nın imkânlarıyla eğitilirler. Henrich Böll Vakfı’nın ardında Alman Kalkınma ve Dışişleri bakanlıkları var.
 BİANET; Sol içi rol ve akçe kapmacalara yol açar
 Eski TKP’li yeni BDP’li Varlık ÖzmenekBİANET’in kendisine ait olduğunu ve projeyi aynı isimle 1994 yılında dönemin TMMOB Başkanı Yavuz Önen’e sunduğunu söyler. Sol çevrelerde geniş yankı uyandıran bu tartışma Özmenek’in PKK yayın organı Özgür Gündem’de yazdığı yazısıyla başlar. Nadire MaterÖzmenek’e itiraz eder.

12 Şubat 2014 Çarşamba

Şanlıurfa'da aşiret-siyaset ilişkileri ve Arap Ülkücüler

1.Şanlıurfa’nın renkli siyaset dünyası
Şanlıurfa’da siyaset hakikaten renkli… 2011 Genel Seçimi’nde başarılı olan Ak Parti, şimdiki Belediye Başkanı Eşref Fakıbaba’yla değil, vali Celalattin Güvenç’le seçime giriyor. CHP Hale SoranMHP ise Şanlıurfaspor Eski Başkanı Mustafa Kemal Saraçoğlu ile seçime giriyor.
Şanlıurfa halkı; BDP adına Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in seçime girmesiyle ilk defa ‘etno-politik’ bir heyecan yaşıyor.
2.Siverek’te seçim sonucunu Bucak Aşireti belirliyor
Bucak AşiretiGüneydoğu’da önemli bir aşiret… Aşiret’in önemi sadece sayısal çokluktan kaynaklanmıyor. Bucak Aşireti, önemli bir siyasi aktör olarak da Kürt Siyaseti’nde yer alıyor.
Bucaklar ile PKK’nın çatışması
Bucaklar ile PKK’nın arası on yıllardır açık…
Yıllar yıllar önce PKK, Bucak Aşireti’nin reisi Celal Bucak’ın evini basıp üç kişiyi öldürdü. O günden sonra Bucaklar PKK’yla mücadele eden aşiret kimliğiyle öne çıktı.
Geçtiğimiz günlerde ilk defa iki taraf arasında bir yakınlaşma oldu. Bucaklar’la BDP arasında ittifak görüşmeleri bile yapıldı. Görüşmeler sonuçsuz kalsa bile bu yakınlaşma Güneydoğu tarihinde önemli bir virajı işaret ediyor.

5 Şubat 2014 Çarşamba

Selçuklu Rönesansı ve İmam-ı Gazali

1.Tefsir alimi Sabuni’ye göre Çözüm, Selçuklu’dur!
 2007-2008 yıllarında Erbakan Hoca’nın kurduğu TV5’te 2 yıl ‘Kitabiyat’ adlı bir kitap program yaptım. Arkadaşım Eren Gündoğan’la birlikte yaptığımız ‘Kitabiyat’ programının hazırlıkları sebebiyle haftada 2-3 gün TV5’te çalışıyordum. Biz programla uğraşırken TV5 ve Milli Gazete’nin birlikte yönetildiği binada bazı önemli toplantılar da yapılıyordu.
Bu toplantılardan biri İslam Gençlik Festivali idi. Bu tip toplantılar genelde dilek ve temennilerle geçer. Konuşmacıların bir kısmı ise dertlerini anlatır. Hamaset, yer yer üsluba sinmiştir. Ekonomik yardım beklentisi daima vardır.
İslam Gençlik Festivali’nin çekimlerini yapan arkadaşlar, habercilerin ‘bomba’ diye tabir ettikleri bir konuşmayı tekrar tekrar dinleyip, yayın bandı hazırlıyorlardı. Yan odada montaj yaparken Eren Gündoğan’la birlikte bizde dinlediklerimize dikkat kesildik.
Bir konuşmacı heyecanlı bir şekilde İslam Gençlik Festivali’ne katılanlara hitap ediyordu. Konuşması spontane çeviriyle seslendirilmişti. Konuşmacı, “Çözüm Selçuklu’dur” diyordu. Feryat eder gibi bağırıyordu: “Türkler çok fazla gecikmeden Selçuklu’nun yaptığını yapmalı! Yeniden devlet fikrine, yeniden medrese’nin onarıcı gücüne ihtiyacımız var.”

29 Ocak 2014 Çarşamba

Siyasetimizin görünmeyen yasaları

Giriş: siyasetin görünmeyen yasalarına bir girizgah
Bilginin dikey ve yatay gelişimine rağmen Türkiye Siyaseti hala dar kadrocu siyaset mantığı ile yürütülüyor. Biz bu yazıda ‘Siyasetimizin görünmeyen yasaları’nı tespit etmeye çalıştık.

1.Sınıf ve inanç çatışması yok, Yeni Sınıf’ın oyunları var
Siyasetçi esnafı mesleksizdir. Mesleksizler kendilerini ‘serbest meslek’ adı altında tanımlar. Siyasetteki mesleksizler zamanla semirip kendi toplum kesiminin Yeni Sınıf’ı (nomenklatura-Boğaz’daki Aşiret) olurlar.
Yeni Sınıf, aslında sınıf değil, klandır.
TİP’in Çerkes kökenli toprak ağası-milletvekili Yaşar Kanpolat, anılarında Boğaz’daki Aşiret’ten Nihat Sargın’ın partiye nasıl sızdığını anlatır. TİP milletvekili olarak Çetin Altan’ı, senatör olarak da Kemal Derviş’in kuzeni Fatma Hikmet İşmen’i seçtirir. İkisi de paşazadedir, Yeni Sınıf mensubudur.
Türkiye’de sınıf ve inanç çatışması yoktur… Olmayan çatışmanın uzlaşması da yoktur. Batı bir büyük uzlaşmanın adıdır. Sınıf ve inanç çatışmasını kazanan da uzlaşmak zorundadır.
Eski Bürokrasi, Tekelci Sermaye, Anadolu Sermayesi, Yeni Bürokrasi ve Kürt Burjuvazisi hepsi görüntü… Hepimiz, kendi toplum kesimimizin Yeni Sınıf’ını, ihya ile meşgulüz.

22 Ocak 2014 Çarşamba

Melikşah ile Nizamülmülk'ün 'Paralel Devlet' çatışması

Selçuklu döneminde vuku bulmuş bu olayların ve kişilerin bugünkü olaylar ve kişilerle bire bir hiçbir alakası yoktur!
 
1.Nizamülmülk’ün olumlu ve olumsuz yönleri
 
Nizamülmülk, İran-Sasani bürokrasisinin temsilcisidir ve bu yüzden yüzde 100 ‘olumlu’ bir kişilik değildir.
 Olumlu ve olumsuz yönlerine kısaca bakalım…
Nizamülmülk’ün olumlu yönü
 Nizamülmülk’ün olumlu yönü kaos’a karşı düzen’i kurması. Nizamülmülk, ismi bile nizam’dan yani düzen’den geliyor.
 Nizamülmülk’ün Medrese’yi esas alması değişimi bilime göre yönlendirmesi, başarılı ikta toprak sistemiyle asker sayısını düzenli büyütmesi, dinler ve mezhepler arasında dengeli bir yaklaşım gözetmesi gibi olağanüstü başarıları vardı. Bunlara elbette evet.
Nizamülmülk’ün olumsuz yönü

14 Ocak 2014 Salı

Kaos'a karşı düzenin temsilcisi artık Öcalan!



1.MHP’nin kriz çözme rolünü bugün Öcalan üstleniyor
Recep Tayyip Erdoğan ismi, Özal’ın cumhurbaşkanlığına çıkışıyla başlayan istikrarsızlığı sonlandırmak için vatandaşın bulduğu isimdi.
Erdoğan iktidarı ana hatlarıyla başarılı bir iktidardı. Ancak bugün Erdoğan iktidarı önemli sorunlar yaşıyor.
Daha önceki kriz’lerde iktidara destek olarak kriz’i çözen, düzen’den yana kaos’a karşı tavır alan MHP, bugün kaos’la düzen arasında bir ikilem yaşıyor.
Bütün kriz’lerde Başbakan Erdoğan’ın imdadına Devlet Bahçeli yetişmiştir. Bahçeli’nin tercihi kriz’in kaos’a dönüşmemesi için alınmış riskli inisiyatiflerdi. Ama tamamı doğru tercihlerdi.
Enteresan bir şekilde MHP’nin düzen kurma ve kriz çözme rolünü, bugün Öcalan üstleniyor.
Öcalan, usta bir oyun kurucu olduğunu gösteriyor. Kaos’a karşı düzen’in temsilcisi artık Öcalan!

7 Ocak 2014 Salı

Dünyayı Dolduran Hüzün: Şükrü Karaca

1.Mezar taşlarımız fetih nişanımızdır!
Hacı Bayram-ı Veli, Şeyh Ali Semerkandi, Ahi Şerafettin, Ahi Mesut, Akı Şemsettin… Ankara’da Ahilik’in izleri derin…
Akı yani Ahi… Evet Akşemsettin bir ahi… Hacı Bayram-ı Veli’nin müridi, Fatih’in hocası Akşemsettin. Akşemsettin, Göynük’te medfun.
Abdurrahim Karakoç, Bağlum’a Abdülhakim Arvasi’nin yanına defnedildi. Nevzat Kösoğlu’nun Gölbaşı’na gömüleceğini duyunca, Gölbaşı’nın tıpkı Bağlum gibi yeniden vatanlaştığını hissetmiştim. Şükrü Karaca da Gölbaşı’na defnedildi. Gölbaşı, Nevzat Kösoğlu ve Şükrü Karaca ile yeniden bir anlam kazanıyor.
Çok şükür ki, biz Vehhabi değiliz! Ölenlerimizin içinde kıyameti beklediği bir mekandır kabirler. Büyüklerimizin mezar taşlarının ayrı bir önemi var. Büyüklerimizin mezar taşları, bizim için ‘fetih nişanı’dır. Bu yüzden Enver Paşa’nın Tacikistan’dan ve Esat Coşan’nın Avusturalya’dan getirilmesine karşıydım.
Hacı Bayram-ı Veli ve Ahi Şerafeddin Altındağ’ın, Ulus’un, Şeyh Ali Semerkandi Kızılcahamam’ın ve Çamlıdere’nin, Ahi Mesut Etimesgut’un, Bağlıca’nın, Akşemsettin Göynük’ün fetih nişanları’dır. İstanbul’un fethine gelen Eyüp Sultan Eba Eyyüb El Ensari’nin de içinde olduğu İslam Ordusu, İstanbul’u fethe giderken Ankara’yı da fethedir. Ankara Kalesi’nin fethinde 400 sahabe şehidimiz var. Sahabe kabirleri, fetih nişanları’dır. Onların izinde olanlara selam olsun.

1 Ocak 2014 Çarşamba

CHP-MHP İttifakı mümkün mü?

1.İstanbul’da MHP seçmeni ‘teşkilatlı’ Ülkücüler değil
CHP-MHP İttifakı; Ak Parti polemikçileri’nin bir iddiası.
Bu iddiaya göre MHP yönetimi; İstanbul ve Ankara’da CHP ile ittifaka girdi.
İddianın İstanbul ayağı örgütsel olarak havada.
Çünkü MHP İstanbul’da genel seçimde aldığı yüzde 15’lik oy oranını ‘cemaatvari’ bir yapıyla ‘teşkilatlı’ olarak almıyor. MHP örgütlenme yapısı olarak, ‘teşkilatlı’ Ülkücü seçmeni özellikle hedeflemiyor.
Yani CHP ile ittifak emrini dinleyecek homojen, söz dinleyecek ‘teşkilatlı’ bir kitle yok ortada.
MHP yönetimi CHP ile ittifak istese bile, Ülkücüler’in MHP dışında bir partiye oy vermesi ‘itikaden’ mümkün değil. Tıpkı Sünni Türkmen reaya’nın Osmanlı yönetiminin horlamasına rağmen Osmanlı’nın yanında kalması gibi, Ülkücüler de benzer bir durumla MHP’nin yanındadır.
Ancak Ülkücüler dışındaki MHP’li seçmenin bir kısmının ‘Sünnilik’ saikiyle Kadir Topbaş’a, bir kısmının da ‘Erdoğan karşıtlığı’yla Sarıgül’e oy vermesi muhtemel. Bunun oranını şimdiden tahmin etmek imkansız.
Neticede MHP yönetiminin İstanbul’da CHP ile ittifakı yönlendirme imkanı sosyolojik olarak yok.

25 Aralık 2013 Çarşamba

Paralel Devlet; Sabetaycılar ve Nakşiler

1.Yahudiler, Türkiye’yi terk ediyor?
Ak Parti iktidara geldiğinde Türkiye’de 24 bin Yahudi yaşıyordu… Bugün İsrail’e ve Batı ülkelerine yapılan göçlerle bu sayının 13 bine indiği zannediliyor. Tabii bu Yahudiler’in önemli bir kısmının TC vatandaşlığı hala devam ediyor. Rakam resmi olarak daha yukarıda görünüyor ama fiili durum 13 bin…
One munite”den Mavi Marmara Olayı’na kadar İsrail’in Başbakan Erdoğan’la çatışması, uluslararası Yahudi Lobisi’nin devreye girmesiyle giderek gerçek bir çatışmaya doğru gidiyor.
2001 Krizi’nde Pamukbank ve Yapı Kredi’ye uygulanan infazın bir benzeri, 17 Aralık Operasyonu’nda Halkbank’a uygulanıyor.
Başbakan Erdoğan, kendi iktidarı döneminde, ‘Kara Para’dan ‘İran Ambargosu’nu delmeye’ değişik ithamlarla karşı karşıya.
ABD Büyükelçisi Frances RiccardoneYahudi Lobisi’nin bir elemanı. RiccardoneTürkiye’de bir iç politika figürü olarak hareket ediyor. Riccardoneİstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle doğrudan ilgileniyor.

17 Aralık 2013 Salı

Fişleme ile yargısız infaz arasında

1.Fişleme, kasetleme, paketleme…
Fişlemek, Devlet olmanın bir gereğidir… ‘Fişleme’nin olmadığı bir durumda, teröristle ‘sade vatandaş’, Devlet karşısında eşit durumdadır. Oysa terörist, insanların canına kasteden bir suçludur. ‘Fişleme’ yapıl-ma-ması bütün toplumu ‘zanlı’ durumuna düşürür. Bu durum, ‘sade vatandaş’ın temel insan haklarına hakarettir.
Ancak fişlemelerin, ip uçlarının derlenmesinden sonra, özellikle yargıya intikal sürecinde büyük hatalar yapılıyor.
Ergenekon Davası’ndan ‘Balyoz’a, ‘KCK Davası’na, milletvekili kaset servislerine ve bugünkü yaşananlara kadar hemen hepsinde bir usul hatası yapılıyor.
Medya paslaşmasıyla, gözaltına alınan kişiler, yargılama süreci başlamadan savunmasız ve çıplak bırakılmaktadır. Kişilerin en temel hakkı, ‘yargılanma sonuçlanana kadar, sanıklar masumdur’ ilkesi yok edilmektedir. Dün olduğu gibi bugün de bu yanlış uygulama devam ediyor.
Bürokratların, Mecelle’nin temel maddelerinden biri olan, ‘Haklı hakkını, haklı kalarak aramalıdır’ maddesini ihlal etmemesi gerekiyor.