5 Eylül 2012 Çarşamba

Erdoğan-Bahçeli İttifakı

Türkiye’nin en temel sorunu terör… Ne yazık ki, bu sorunu içerdeki aktörlerle çözme imkanımız yok! Bunun için yeni arayışlar içindeyiz. Arayışlarımızın istikameti dışa açılmak… Özal dönemiyle ekonomik anlamda başlayan dışa açılım, bugün siyasi interlandımızı genişletmek şeklinde kendini gösteriyor.
Başbakan Erdoğan önce Gazze, şimdi de Arakan üzerinden Türkiye’nin etki alanını tıpkı Enver Paşa gibi İslam Dünyası eksenine yaymak istiyor.  Bu projenin bonusu ise Suriye gerçeği olarak yanı başımızda beliriyor.
I. Bahçeli’nin açılım denemeleri
MHP lideri Devlet Bahçeli de terör sorununun içerden çözülemeyeceğinin farkında. Bahçeli Türk Federasyon kurultayları haricinde Batı ülkelerine adım atmıyor. Türkmenistan, Kazakistan ve Çin resmi ziyaretleri dışında yurt dışı ile ilgilenmiyor. Bahçeli, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Bosna Hersek ve Kosova’yı kapsayan Balkan gezisiyle açılım denemeleri yapıyor.
Bahçeli’nin riskli ‘Kerkük’te Bayram Namazı’ açılımının Maliki’nin aforozuna uğraması bir geri adım olarak görülmemeli. Kerkük interlandımızda unutulmaması gereken bir halka…

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Yarınki Türkiye'nin düşünürü: Nurettin Topçu

Nurettin Topçu, 1909 yılında İstanbul’da doğar. Altı yaşında Bezmialem Valide Sultan Mektebi’nin ana kısmına yazılan Topçu, burayı bitirdikten sonra Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi’ne verilir. Mektebi birincilikle bitirir.
Osman Nurettin kitap ve gazete biriktirmektedir


Nüfus kağıdında ismi ‘Osman Nuri’ şeklinde geçer. Reşit Paşa Mektebi’ndeki hocası Osman Efendi bir gün babasına “Osman Nuri  büyük adam olacak” deyince babası mutlu olur. Bu sıralarda sakin, biraz içe dönük bir mizaca sahiptir. Küçük bir sandıkta kitap ve gazete biriktirmek merakı vardır. İmla öğretmeni Nafiz BeyNurettin Topçu’nun hayatı boyunca sürecek Mehmet Akif sevgisini uyandıracaktır.



Daha sonraki yıllarda Osman Nurettin, Vefa İdadisi’ne devam eder. Birinci sınıfta babasını kaybeder. Evlerinin bir katını kiraya verirler. Ağabeyi Hayrettin Topçu mektepten ayrılarak ailenin yükünü omuzlar. Topçu, Vefa İdadisi’nde de sınıflarını birincilikle geçer. Felsefeye bu sıralarda meyletmektedir. Edip Bey, tarihçi Memduh BeyCelal Ferdi ve ulûm-ı diniyye hocası Şerafettin Yaltkaya’dan ders alır. Son sınıf Haziran imtihanında Arapça hocası (Sıfırcı) Salih Bey’den kalır. Bu vaka ona çok tesir etmiştir. Bütün yaz çalışır. İdadi tahsilini İstanbul Lisesi’nde 1927-28 ders yılında edebiyat bölümünü pekiyi derece ile tamamlar.

Eğitimini Fransa’da tamamlar

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Vedat Günyol'dan Şanar'a Beylik Kini

Proje İnönü döneminde öne çıkmıştı… Projenin asıl mimarı Nurullah Ataç idi. 
Sabetaycı Azra Erhat, baba katili ‘Halikarnas Balıkçısı’ Cevat ŞakirSabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol
Günyol, solun Batı medeniyetini evrensel bir uygarlık olarak algıladığı, Türk-İslam Medeniyeti’ni dışladığı görüşün bağlılarındandır.
Onlar, Batı medeniyetini evrensel bir medeniyet olarak gördüler. Evrensel medeniyetin bir parçası olarak gördükleri eski Anadolu medeniyetlerini diriltmek için çabaladılar bir ömür boyu.
Günyol bir beyzade

Günyol, anılarında, kendi kimliğini şöyle tanımlar… “Peki ben neyin bileşimiyim? Arnavut, Kürt ve çerkez bileşimi. Babamın soyu Yakova kökenli, Yani kökü dışarıdalardanım bugüne bugün. Dedemin babası Ali Efendi, İstanbul medresesi ulemasından. Dedem adliye müsteşarı Ali Şükrü Efendi. Babamın babası da, annesi de Arnavut kökenli. Anneme gelince, Diyarbakırlı Cemil Paşa’nın kızı. ‘Kürt Cemil Paşa’ diyorlar ona. Bir söylentiye göre hint kökenli. Hicaz ve Yemen valiliklerinde bulun-muş…. Anneanneme gelince bir çerkez kızı…. Ruslar’ın elinden kaçıp kurtulmuş, sonra köle olarak Karaosmanoğulları’na satılmıştı. Türk’e karşı, bir hınç, bir tiksinti aşılamışlardı kendisine. Koşullanmıştı, ağalar beyler katında.”

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Gazali'den hareketle Beylik Kini'nden Öteki Cephesi'ne

İmamı Gazali, ‘Batıniliğin İçyüzü’ adlı eserinde batıniliğe ve rafıziliğe yönelenlerden bir kesimin de eski ağalık, beylik, dikranlık mensupları olduğunu söyler. Gazali’ye göre bu insanlar babalarının veya dedelerinin iktidarı peşindedir ve sineleri, ‘intikam ateşiyle’ yanmaktadır. 

Gazali, bu eski beylik mensuplarının heterodoks eğilimlere yöneliş sebebini şöyle izah eder; “İkinci grup atalarının devleti İslam Devleti tarafından ortadan kaldırılanlardır. Bunlar tekrar devletlerini diriltmek isteyen kisraların, dihkanların oğulları, mecusilerin çocukları vb. menfaatleri ellerinden giden kimselerdir. Kin bunların göğüslerinde onulmaz bir dert olarak yer etti. Batıl inançlıların hayalci tahrikleri bu derdi kurcalayınca, göğüslerindeki kinin ateşini tutuşturdu ve onlar ihtilallerini yerleştirmek, düzenlerini yeniden kurmak ve intikam almak hülyasıyla her muhali kabul ettiler.”

Aşiret ve beylik asabiyeti

Prof.Dr. Faruk Sümer, ‘kabile asabiyeti (bağnazlığı); sünni olsun alevi olsun, mezhep inançlarında da, hanedana ve devlete sadakat duygusundan da güçlüdür’ der.

Osmanlı’dan Safevi İran’ına sığınan bazı Türkmen aşiretleri hem Safevi Devleti’yle hem de birbirleriyle kavgaya tutuştuğu ve bunlardan bazılarının yeniden Osmanlı’ya katıldığı görülmüştür.

Tekelü aşiretinin beyi Ulama Han, aşiret sosyolojisi bakımından tipik bir örnektir. Ulama Han, bir Osmanlı sipahisi iken toprağı elinden alınınca, Şahkulu isyanına katılmıştır.

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Metin Erksan, şeriat ve ben

Yine televizyonculuk yılları… Mimar Sinan’da doktora öğrencisi olan asistan arkadaşım heyecanla geldi, “Abi seni Metin Erksan çağırıyor!” Metin Hoca’nın beni niye çağırdığını önce anlayamadım. “Abi, dün sizin Boğaz’daki Aşiret’i bir ders boyunca anlattı. Kitabı öve öve bitiremedi. ‘Bu yazarı tanımıyorum. İsmi müstear da olabilir’ dedi. Bunun üzerine ben, isminizin takma ad olmadığını, sizi tanıdığımı söyledim.” Hikaye böyle başladı.
 Asistan arkadaşıma ziyaret işini nasıl yapacağımızı, Hoca’ya gitmenin adabı nedir’i öğrenmeye çalışıyorum. “Abi vaktimiz yok, Metin Hoca seni hemen bekliyor.” Emir büyüklerden gelince, beklemek olmaz. Metin Hoca’nın davetinin ertesi günü Mimar Sinan’da soluğu alıyoruz.
Yanıma Boğaz’daki Aşiret’le birlikte o zaman yeni çıkan Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli ve X İlişkiler kitaplarını alıp Metin Hoca’ya gidiyorum. Kütüphanemde Hoca’nın iki kitabı var: More Nostrum ve Atatürk Filmi… Bu kitapları da alıyorum, niyetim Hoca’ya imzalatmak…
Asistan arkadaşımla Metin Hoca’nın odasına gidiyoruz. Hoca, samimi bir şekilde bizi karşılıyor. “Seninle daha önce görüştük” diyerek söze giriyor. Ben hatırlayamıyorum önce, Hoca beni gördüğünü ısrarla belirtince ben de hatırlıyorum. 1986’da TRT Prodüktörlük Kursu’na devam ediyoruz. Özal dönemi… Tunca Toskay genel müdür… Hoca, TRT Danışma Kurulu Üyesi… TRT yönetim katında ayaküstü rastlaşıyoruz. Ben o zaman sıradan bir gencim ama Hoca’nın güçlü hafızası, hatırlıyor beni.

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Suriye çağrışımları

Yıl 1994-95 yılları olmalı. Televizyonculuk yılları… Ekip arkadaşım kıymetli ağabeyim Levent Geylan… S.Ahmet Arvasi ile ilgili bir belgesel yapıyoruz. Belgeselde kuzenlerinden S.Ahmet Arvasi hakkında Kasım Arvas’ın görüşlerini alacağız. Kasım Arvas Van Eski Müftüsü… Kasım Arvas’ın evine gidiyoruz. Evde yabancı konuklar var, Suriye’den gelmişler…
Kasım Arvas, o gün Necip FazılS.Ahmet Arvasi ve damadı Cahit Zarifoğlu hakkında orijinal bilgiler anlatıyor…
Sizi istihbarat dinlemiyor mu?
Kasım Arvas’ın misafirleri Suriyeli... Türkçe anlıyorlar, sorularını Arapça soruyorlar… Çok yoğun bir sohbet… Sohbet daldan dala atlıyor. İktidarda Turgut Özal var. İktidarın bir olumsuzluğuna var gücümüzle yükleniyoruz. Bizim muhalefet dozajımız epey artmış olmalı ki, Suriyeli konukların rengi değişmeye başlıyor. İçlerinden biri Kasım Arvas’a bir şeyler soruyor. Kasım Arvas gülmeye başlıyor. Önce onu yatıştırıcı birkaç kelime söyledikten sonra, konukların kaygısını bize anlatıyor.
Başbakan Turgut Özal aleyhine konuşmalar başlayınca, konuklar “devlet yöneticilerine nasıl bu kadar muhalefet edebiliyorsunuz? Sizi istihbarat dinlemiyor mu?” Diye telaşlanmışlar… Kasım Arvas, bizde böyle konuşmaların 24 saat sürdüğünü, kimsenin bu tür konuşmaları takip etmediğini, isteyenin istediği şekilde konuşabileceğini söylüyor. Sohbetin sonraki kısmı, önceki gibi coşkulu gitmiyor. Çünkü Suriyeli konuklar, devlet yöneticileri aleyhine konuşma kaygısından sıyrılamıyor. Çok geçmeden müsaade isteyip ayrılıyorlar.

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Bir başka açıdan İsmet İnönü

Kurultay partisi CHP bir kurultayı daha geride bıraktı. Vukuatsız başarılı bir kurultaydı. Kurultayda Kılıçdaroğlu’nun listesini delenler arasında Gülsün Bilgehan da vardı. Bu yazının vesilesi Gülsün Bilgehan olsun. Biz bu vesileyle İsmet İnönü ve ailesi üzerinde biraz konuşalım.
Mevhibe kızım, ikindi geçmesin
Emine Işınsu’nun annesi Halide Nusret’in anılarını okuyorum. Kitabın bir yerinde sahne şu: Halide Nusretİsmet İnönü’nün annesi Cevriye Hanım ve İnönü’nün eşi Mevhibe Hanım’la sohbet ediyor. Vakit ikindiyi biraz geçmiş olmalı ki, Cevriye Hanım telaşlanıyor. “Mevhibe kızım, ikindi geçmesin. Hadi sen namazını kılıver” diyor.  Mevhibe Hanım doğal bir rahatlıkla gidip namazını eda ediyor.
Sonraki yıllarda first leydi olduğu süreçte de namaz, oruç ve mevlit,  İnönü Ailesi’nin tabii uygulamaları arasında görülür. Gülsün Bilgehan yakın zamanda yaptığı bir basın açıklamasında İnönü Ailesi’nin geleneksel ‘mevlit’ uygulamalarından bahsetti.
Burada mevlit anahtar kelime… Semra Sezerİnönü Ailesi’nin kızı… Cumhurbaşkanı ‘Köşk’teki Hakim’ Ahmet Necdet Sezer’in eşidir. Mevlit Semra Sezer döneminde Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde okunmaya devam etmiştir.

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Erdoğan bu hamleyle yeni dönemin sinyalini veriyor

Türk siyasi hayatı geçiş dönemlerinin sancısını zor atlatır. Giden liderin yeri bir türlü doldurulamaz. Gelen lider ve kadrosu “yerimi buldum” diyene kadar ya misyonu biter ya konjonktür değişir…
Bu durum; DemirelÖzalTürkeşEcevitYazıcıoğlu ve Erbakan sonrası görüldü. Şimdi başbakan Erdoğan yeni bir hamleyle yeni bir dönemin sinyalini veriyor.
Siyasetin doğası kazanmak üzerine kurulu. Başarılı bir liderin bir noktaya gelip kendi yönetim erkini bir başkasına devretmesi görülmüş bir şey değil. Türk siyasetinde görülmemiş bir şeyler oluyor…
Başbakan Erdoğan, siyasette hizmet süresini 3 dönemle sınırlandıran yaklaşımı kesin bir şekilde uygulamaya hazırlanıyor. Partileriyle özdeş hale gelmiş bir çok isim gelecek dönem göz önünde olmayacak. Bu durumun belediye başkanları için de geçerli olmasını diliyoruz. Erdoğan’ın doğuda İslamcı Kürt kanaat önderleri ve aşiret liderlerini liste dışı bırakması da kolay uygulanacak bir karar değildi. Erdoğan, bunu da başarıyla uyguladı. Şimdi 3 dönem operasyonu ve Has Parti katılımıyla farklı bir uygulamayla karşı karşıyayız…

10 Temmuz 2012 Salı

Ahmet Türk'ten Gün Sazak'a üstseçkin bir Türkiye fotoğrafı

Kasr-ı Kanco, Mardin’in Derik ilçesinde kale ev tarzında inşa edilmiş ihtişamlı bir yapı… Suriye sınırına 40 kilometre uzaklıkta. Ahmet Türk, doğduğu ve büyüdüğü Kasr-ı Kanco’yu “nefes aldığım yer” diye tarif ediyor. Burada çocukları ve torunlarıyla ilgileniyor. Ahmet Türk, boş vakitlerinde 30 bin dönümlük pamuk ve mısır tarlalarını geziyor. En büyük zevki satranç oynamak. Hayat da bir nevi satranç oyunu… İnsan bazen şah olur, bazen mat.
Ahmet Türk’ün izahına göre ne kendisi toprak ağası, ne de toprakları abartılacak kadar fazla. Toprak Reformu’ndan yana olduğunu bile açıklar. Türk kendi durumunu şöyle anlatır: “Ağalık ayrı bir şeydir. Bizim ilk sorunumuz ağalarla çıkmıştı. Bu yüzden kan davasına geçtik.”
Kan davasına geçmek! Ve bunu, bunca kariyere rağmen hala savunabilmek. Anlaşılacak şey değil.
Kültür tasarımında Yaşar Kemal nasıl ‘iyi eşkıyalar’ın romancısı, Yılmaz Güney ‘iyi eşkıyalar’ın sinemadaki idolüyse, Ahmet Türk de kötü feodalite içinde ‘iyi ağalar’ın meclisteki temsilcisidir. Bu tasarımda Ahmet Kaya nerde kaldı diyeceksiniz, o maraba çocuğu olarak İstanbul’a kendini atmış. “Karagümrük uyusun, Fatih uyusun. Atatürk Bulvarında rüyalar büyüsün.” Ahmet Kaya yoksulluk yuvalarının adamıdır. Gecekondu bile değildir Ahmet KayaAhmet Kaya ile Ahmet Türk’ün ortak paydası Mercedes’tir. Seçkin Kürtlerin Mercedes’le imtihanı bitmez… Ahmet Kaya gibi Ahmet Türk’ün adı da kaçak Mercedes olayına karışır.

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Zavallı sola fazla yüklendik, biraz da bizimkilere bakalım

Yıl 1976 ya da 1977 olmalı. Ankara Atatürk Lisesi’nde öğrenciyim. Okulumuz ülkücülüğün kalesi. Müdürümüz sonradan Boyabat Belediye Başkanı seçilen Hasan Kara. Okulda havada sıkı dindar bir eğilim esiyor. Sonraki yılların öne çıkan isimleri İsa Armağan ve İbrahim Çiftçi okulun öğrencisi. Veteriner Fakültesi öğrencisi Muhsin Yazıcıoğlu Ülkü Ocakları Genel Başkanı. Ocak genel merkezi okula yakın. Sık sık genel merkeze gidiyorum. Ben de Ahmet Arvasi damarından hareketin içinde buluyorum kendimi. Kurtuluş Parkı civarı, Niğde, Sivas ve Site Öğrenci Yurdu ara sıra uğradığım mekanlar.

Sivas Yurdu’na gittiğim bir günün ertesinde Hasret dergisinin paketlenmesi için bir görev veriliyor bizim takıma. Yer ilginç MHP’nin Bahçelievler’deki Genel Merkezi… Genel Merkez’e gidiyoruz. Paketlemenin yapılacağı yer bahçede bir kulübecik. Kulübede parti atık evraklarının içinde paket yapıyoruz. Ben de merak var. Ben ufak ufak bu evrakları karıştırmaya başlıyorum. O evraklardan anladığım şey, çocuk aklımızla sıradan bir genel sekreter yardımcısı sandığımız Yaşar Okuyan’ın hiç de öyle olmadığıydı.

13 Haziran 2012 Çarşamba

5 N 1 C ve Cüneyt Özdemir'in soyağacı!

Evet başlık aslında 5 N 1 K olması lazım… Ama bugünkü konumuzun bir tarafında 5 N 1 K programı sunucusu Cüneyt Özdemir olunca başlık da kendiliğinden değişti. Cüneyt Özdemir’in programında daima anti-sağ, sol muhalif bir söylem var. Bu yazı, kendini muhalif zanneden Cüneyt Özdemir’in nasıl bir iktidarın içinde olduğunu anlatma denemesidir.

 1 N : Ne?

Kanal D’de çalışan arkadaşım anlatıyor. “Biz de yayın akışı hazırlanırken haber saatinden önce iki dizinin yeri belirlenir, sonra diğerlerine yer bulunur.” Soruyorum “hangi reytingi yüksek diziler bunlar?” Arkadaşım cevap veriyor, “Akasya Durağı ve Arka Sokaklar!”  Cevaba şaşırdığımı anlayıp devam ediyor: “Bunlar Türker İnanoğlu’nun yapımları, izlenme oranı, yapım standartları adına ne derseniz deyin bütün kriterler Türker İnanoğlu için bir tarafa bırakılır.”
Şimdi CNN Türk’ün yayın akışına da 5 N 1 C ? Cüneyt şerhi düşüldü.

2 N : Ne zaman ?

Önce Türker İnanoğlu’ndan başlayalım. İnanoğlu daha önce Sesam Başkanı idi. Türker İnanoğlu, Berker inanoğlu’nun kardeşi, Filiz Akın’ın eski, Gülşen Bubikoğlu’nun yeni kocası. İnanoğlu kardeşlerin film şirketinin adı Erler FilmTürker ve Berker kardeşler, Erler Film ve URT olarak Türk sinemasında onlarca filmin yapımcılığını, bazen de yönetmenliğini yaptılar.
1980’li yılların sonu Türkiye video günleri yaşıyor.

3 N : Nerede ?

İnanoğlu kardeşler, bıkmadan usanmadan Türk filmlerinin haklarını satın alıyor. Kelepire düşürülmüş filmlerin telif haklarını üç kuruşa topluyorlar. Ulusal Video şirketini kuruyorlar. Yüzlerce filmin telif hakkını ellerine alıyorlar. Bu arada işin hukuki yapısını da, Sinema Kanunu’nu revize ederek o zaman Turgut Özal’ın has adamı olan Yaşar Okuyan vasıtasıyla TBMM’de hallediyorlar. Bu kanunla telif hakkına belirli bir tarihi sınırı getiriliyor. Derken Ulusal Video’ya Yaşar Okuyan da ortak oluyor. İnanoğlu kardeşler, filmleri toplayarak Türk sinemasının köprübaşlarını ele geçiriyor.

90’lı yıllara gelindiğinde özel televizyon kuruluşları bir biri ardına piyasaya çıkıyor. Sabah gazetesi sahibi Dinç Bilgin’in ATV’si de yayın hayatına başlamış. İnanoğlu kardeşler kendileri yeni bir televizyon kanalı kurmuyor, ATV’ye ortak oluyorlar. Ellerinde en büyük koz, kelepire düşürdükleri Türk filmlerinin telif hakları. Bu haklarla Sabah grubunun elindeki ATV’ye % 51 hisseyi satın alarak ortak olurlar.

4 N : Nasıl ?

Türker İnanoğlu, Filiz Akın’la evlendi. Bu evlilikten İlker adlı bir çocuğu oldu. İlker İnanoğlu, ‘Yumurcak’ filmleriyle Türk sinemasının çocuk yıldızları arasında yer aldı. Sonra babasının sahibi olduğu Ulusal Video-URT’de yönetici oldu.

Filiz Akın bahsi

Filiz Akın, terzi Leman Şaşırmaz’ın kızıdır. Filiz Akın’ın kız kardeşi annesinin izinde ilerlemiş tekstil mühendisi işkadını Günseli CoşkunerGünseli Tekstil’in sahibi Coşkuner, aynı zamanda sahasında doktora sahibi.

Filiz Akın, Türker İnanoğlu’ndan ayrıldıktan sonra Leon Rubinstein ile evlendi. Paris’e yerleşen çiftin beraberliği 12 yıl sürdü. Filiz Akın 1993 yılında boşanma gerekçelerini vatan hasretine bağladı: “Önceleri insan yabancı bir kentte kendisini oyalıyor. Yeni insanlar bulurken, fazla düşünmüyor.  Sonra bir boşluk ve vatan hasreti başlıyor. Ne kadar özledim Türkiye’yi bilemezsiniz. İçimdeki boşluk, bir süre sonra buraya yabancılaştırdı beni. Eşimle de yabancılaştık. Burada bir işim olsaydı, belki bu noktaya gelmezdik. Bu kadar özlemezdim Türkiye’yi.”

Sonra Filiz Akın Türkiye’ye döner. Türkiye özlemi o kadar ileri gitmiştir ki, Türkiye’nin resmi kurumlarından MİT’in eski müsteşarı Sönmez Köksal ile evlenir. Tören MİT’in Marmara Köşkü’nde yapılır. Nikah şahitleri dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk’tur.

İkinci eş Bubikoğlu

Türker İnanoğlu, Filiz Akın’dan boşandıktan sonra sinema oyuncusu Gülşen Bubikoğlu ile evlendi. Gülşen Bubikoğlu’nun kardeşi Nilgün Bubikoğlu da manken ve sunucu idi. TGRT’de Hanımeli ve Kadın Gözüyle programlarında sunuculuk yaptı. Burada kendisiyle yapımcı sıfatıyla çalıştım.

Bubikoğlu’nun dayısı kim?

Adnan Şenses,Türk Sanat Müziği’nin nevi şahsına münhasır karakterlerinden biri. Şenses müzik yaşamı yanında çok evlenmesiyle de ünlü. Ama benim için onun asıl önemi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan ayrılıp cezaevine giderken Erdoğan için yaptığı konuşmadaki samimiyetidir. Sonra araya kara kedi girse de o gün Erdoğan’ın yanındaki ‘en öteki adam’ Şenses’ti. Sosyolojik olarak önemli bir karakterdir Şenses.

Adnan Şenses’in konumuzla alakası Gülşen ve Nilgün Bubikoğlu kardeşlerin dayısı olmasıdır. Yani 1 C / Cüneyt Özdemir’in eşinin dayısı bugün baş düşman bildiği Erdoğan’ın ilk toplumsal referanslarından biridir. Nokta!

5 N: Niçin?

Gelelim Berker İnanoğlu’na

Berker İnanoğlu; Fim-San Vakfı Eski Başkanı Ümit Utku ile bacanaktır. Berker İnanoğlu, Aysel, Ümit Utku, Ayten Hanım’la evlidir. Bir kardeşleri daha var onun adı da Nurten

Berker İnanoğlu ve Ümit Utku, Yeşilçam’ın hep komünistlerle çalışan ama komünizm karşıtı, milliyetçi isimleridir. MC’nin çok sevdiği sinemacılardır onlar… Ümit Utku’nun oğlu Menderes Utku ‘Afacan’, Berker İnanoğlu’nun oğlu Sezer İnanoğlu Sezercik adıyla sinema filmleri yaparlar. Yani Sezercik-Sezer İnanoğlu, Afacan-Menderes Utku ile teyze çocuğu, Yumurcak-İlker İnanoğlu ile amca çocuğudur. Gel zaman git zaman çocuklar büyüyor… Menderes Utku da büyüyüp bir sosyete playboyu oluyor. Milliyetçi Ümit Utku’nun oğlu TİP (Türkiye İşçi Partisi) Genel Başkanı Boğaz’daki Aşiret’ten Mehmet Ali Aybar’ın kızı Güllü Aybar ile birliktelik yaşar.

Bu arada Berker İnanoğlu, Sezercik’in annesi Aysel Hanım’dan ayrılıp Perihan Savaş ile evlenir. Perihan Savaş, Berker İnanoğlu’ndan ayrıldıktan sonra Yılmaz Zafer ve bilahare İbrahim Tatlıses’le evlenir.

Berker İnanoğlu, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrasında MHP Davası’nda yargılanır. İnanoğlu, MHP İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi’dir. MHP Davası’nda partinin İstanbul faaliyetlerine iş dünyasından destek sağlama görevi sebebiyle yargılanır. Berker İnanoğlu 22 Nisan 1991 tarihinde ABD’de kanser tedavisi gördüğü sırada vefat eder. (Yüce Allah rahmet eylesin.)

Hatime: 1 K’dan 1 C’ye: Cüneyt Özdemir

Bütün eski sağcı işadamlarının bugünkü varisleri sağa karşıdır… İnanoğlu cephesinin de sola kırması ve kızları Zeynep’e eş olarak 32. Gün’ün ofisboyu, 5 N 1 K’nın sunucusu Cüneyt 
 Özdemir’i seçmesine şaşırmıyorum. Bu hep böyledir.

Cüneyt Özdemir, programda vurguyu içerikten ‘rakibi’ istihzaya çevirince meşhur kahkahası, boş bir sırıtmaya dönüşüyor.

Benzer şekilde karikatür yapmak zordur. Önce resim bileceksin. Resim yaptıktan sonra karikatür çizebilirsin. Cüneyt Özdemir’in, Soner Yalçın’la birlikte çalıştıkları dönemde, bu gülüş içerikle bütünleştiği için anlamlı bir durumdu. İş, Özdemir’e kalınca, seviye Acun Ilıcalı seviyesine düştü, ‘tıngır elek tıngır tas’.

Mesela Cüneyt Özdemir, Deniz Gezmiş ve saz arkadaşlarını anlatırken, bir evliyayı anlatıyor sanırsınız. ‘Denizler aşağı, Denizler yukarı.’ İdam kararı ayrıca incelenmeli, ama bu adamlar neticede teröristtir. Ve terör insanlık suçudur! Şimdiki CHP’nin Eski Genel Başkan Yardımcısı Hurşit Güneş’in babası Eski CHP’nin Dışişleri Bakanı Turan Güneş bile bunu açıkça söylemiştir. Bunun dışında Özdemir’in İçişleri Bakanı’na sürekli saldırıları ise yenir yutulur cinsten değil…

Kıymetli 1 C/ Cüneyt Özdemir; oturmuşsun trilyonluk servetin üstüne, evlenmişsin, Ali Mavi doğmuş, çoluk çocuğa karışmışsın. Ne güzel bir işin var, her gün televizyona çıkıyorsun. Ama abartmamak lazım, muhalefet iktidarın kucağında oynanan bir oyun değildir. Muhalefet ciddi bir iştir. Akıllı olmak lazımdır.